Mücadele camiden başlayacak

Türkiye’nin metropol kentlerinden Yozgat gibi Anadolu illerine kadar sıçrayan madde bağımlılığı ilie mücadelede Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile Müftülükleri de harekete geçirecek protokol imzalandı.

Mücadele camiden başlayacak

Türkiye’nin metropol kentlerinden Yozgat gibi Anadolu illerine kadar sıçrayan madde bağımlılığı ilie mücadelede Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile Müftülükleri de harekete geçirecek protokol imzalandı.

22 Eylül 2014 Pazartesi 07:00
327 Okunma
Mücadele camiden başlayacak
Diyanet İşleri Başkanlığı ile Yeşilay Başkanlığı arasında bağımlılıkla mücadele konusunda geniş çaplı bir işbirliği protokolü imzalandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı Toplantı Salonunda, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ve Yeşilay Başkanı Prof. Dr. İhsan Karaman’ın katılımıyla düzenlenen imza töreninde konuşan Başkan Görmez, imzalanan protokolün her tür bağımlılıkla mücadelede işbirliğini kapsadığını belirterek, “Bugün maalesef yeryüzü ahalisini kıskaç altına alan ve sadece bireyleri değil, aileleri, toplumları tehdit eden en ciddi sorunlardan bir tanesi bağımlılıktır. Bağımlılık derken sadece kimyasal bağımlılıkları değil, eylemsel bağımlılıkları da kastediyorum. Teknoloji bağımlılığı, tüketim ekonomisini körükleyen alışveriş bağımlılığı gibi bağımlılıkları da ilk defa içine alan bir protokoldür bu.” dedi.

Sigara bağımlılığı konusunda önemli bir detaya dikkat çeken Başkan Görmez, şöyle konuştu;
Sigara ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bir hususun altını çizmek istiyorum. Bizim eski kitaplarımızda sigara ile ilgili yazılan bilgilerin bugün geçerliliğini kaybettiğini düşünüyorum. Eski kitaplarımızda küçücük bir ‘mekruhtur’ kelimesiyle geçiştirilir. Bu doğru değildir. Yılda sadece Türkiye’de 100 bin insanın ölümüne yol açan bir maddeyi İslam, ‘Helaldir, caizdir’ diyemez, ‘mekruhtur’ diyerek de küçümseyemez.
Bu protokol din görevlilerimizi bağımlılıklar konusunda bilgilendirmeyi ve toplumu bilinçlendirmede seferber etmeyi amaçlamaktadır. Sentetik uyuşturucular ve zehir tacirleri konusunda sizler her gün haber yapıyorsunuz ve bizler de üzüntüyle okuyoruz. Tehdidin boyutları ne kadar önemliyse tehdide giden yolları bulup onları kapatmak çok daha büyük önem arz ediyor. Bu konuda din görevlilerinin, Diyanet mensuplarının toplumu doğru bilgilendirme adına yapacakları daha çok vazifelerin olduğunu biliyorum. Din hizmetleri kavramı bundan on sene önce, yirmi sene önce tanımlandığı şekliyle kabul edilemez. Din hizmetleri sadece namaz kıldırmak, hacca gideceklere rehberlik etmek olamaz. Biz bunu sürekli ifade ediyoruz. Din hizmetleri dendiği zaman insanlığın huzurunu inşa etmek, bireyin, toplumun, tüm insanlığın hizmetinde olmak… Bunlar din hizmetinin olmazsa olmazıdır. Bu protokol bize bağımlılık olmadan önce koruyucu önlem alma konusunda görevlerimizi hatırlatıyor.

Bu protokolde tıp ve psikoloji alanında üretilen bilgileri ahlaki prensiplerle birleştirerek, tıbbın ve psikolojinin verilerini, dinin ve ahlakın verileriyle birleştirerek, bunları topluma takdim etmenin önemini düşünüyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak camilerimizde, yaz kurslarımızda ve Kur’an kurslarımızda bu çalışmaları yürütmeye devam edeceğiz. Gençlerimizi ve yetişkinlerimizi zaman üretimi, sağlık ve vakit bilinci konusunda aydınlatmamız gerekiyor. Gençlerimizde iç disiplin geliştirmek konusunda çalışmalar yapılacak. Bilhassa modern zamanlarda dışarıdan bir dayatmayla bir şey anlatmamız mümkün değildir. Önemli olan iç disiplin oluşturmaktır. Bilhassa çocuk ve gençlerimizin maneviyatını geliştirmek ve değerleriyle tanışması konusunda birlikte projeler yapabiliriz. En önemlisi sadece çocuklarımıza değil, ailelerimize de farkındalık oluşturmak için Diyanet İşleri Başkanlığı olarak fiili öncülük yapabiliriz.

Sorunlar ortaya çıktıktan sonra çözüm aramak yerine toplum ve millet olarak başlamadan sebepleri ortadan kaldırmakla mükellefiz. Her şey bu manevi hayatın en güzel şekilde tanzim edilmesiyle gerçekleşir. Bilinçli nesiller yetiştirerek, kalple akıl, dinle hayat arasındaki köprüyü doğru kurarak bu sorunun hakkından gelinebilir.
AİHM'in "zorunlu din dersi" kararına ilişkin bir gazetecinin sorusu üzerine açıklamada bulunan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, "Zorunlu din eğitimi ile zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerini birbirinden ayırmak gerekiyor. Eğer bu birbirinden iyi ayırt edildiği zaman, Avrupa ülkelerinde de çok örnekleri olduğu için bu konuda herhangi bir sorun çıkacağını zannetmiyorum" dedi. Mahkemeye müracaatın ilk safhasından itibaren konuyu şahsen takip ettiğini vurgulayan Başkan Görmez, şöyle konuştu;

Zorunlu din eğitimi ile zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerini birbirinden ayırmak gerekiyor. Eğer bu birbirinden iyi ayırt edildiği zaman, Avrupa ülkelerinde de çok örnekleri olduğu için bu konuda herhangi bir sorun çıkacağını zannetmiyorum. Bu sorun din dersinin veya din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu olup olmaması değildir. Çünkü batıda da pek çok ülkede zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri vardır. AİHM'in zannediyorum gördüğü sorun, zorunlu din eğitimi ile din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zımnen de olsa birbirine karıştırılmasından kaynaklanmaktadır. İnanıyorum ki eğitimciler bunu çok iyi tefrik ettikleri zaman böyle bir sorun yaşanmayacaktır.

Son Güncelleme: 21.09.2014 17:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.