Kurtuluş ‘imanlı’ bir nesil

Son yıllarda çocuklar ve gençlerde hızla yaygınlaşan ahlaki yozlaşma, uyuşturucu ve alkole karşı mücadelede uzmanlar da artık kurtuluş reçetesini ‘imanlı bir nesil’ olarak gösteriyor. Yozgat Rehberlik ve Araştırma Merkezi Psikolojik Danışmanı Mustafa Toplu, insanı kainata sultan eden hakikatin imanı olduğunu belirterek, ailelere çocuklarını yetiştirmede milli ve manevi değerler temelini ölçü kabul etmeleri gerektiğini söyledi.

Kurtuluş ‘imanlı’ bir nesil

Son yıllarda çocuklar ve gençlerde hızla yaygınlaşan ahlaki yozlaşma, uyuşturucu ve alkole karşı mücadelede uzmanlar da artık kurtuluş reçetesini ‘imanlı bir nesil’ olarak gösteriyor. Yozgat Rehberlik ve Araştırma Merkezi Psikolojik Danışmanı Mustafa Toplu, insanı kainata sultan eden hakikatin imanı olduğunu belirterek, ailelere çocuklarını yetiştirmede milli ve manevi değerler temelini ölçü kabul etmeleri gerektiğini söyledi.

01 Kasım 2014 Cumartesi 07:49
1263 Okunma
Kurtuluş ‘imanlı’ bir nesil
Türkiye genelinde giderek yıpranmaya başlayan aile yapısının en kıymetli hazinesi olan çocukları bekleyen tehlikelere karşı önemli uyarı ve tavsiyelerde bulunan Psikolojik Danışman Mustafa Toplu, uyuşturucu ve ahlaksızlık bataklığına hızla sürüklenen çocukları ve gençleri kurtarmak için başta anne-babalar olmak üzere toplumun geneline önemli sorumluluklar yüklendiğini kaydetti. 
Toplu, 2000 yılında Burdur’da görev yaparken ziyaret ettiği huzur evinde bir yaşlıdan dinlediği bir yaşanmışlığı da hatırlatarak; 
“Huzurevi sakinlerinden ismi Veli olan 75 yaşlarında nur yüzlü bir dedemiz vardı. Veli dedenin 2 oğlu bir kızı vardı. Çocuklarından ikisi öğretmen olmuş, diğeri de Almanya’da bir üniversitede akademisyen olmuştu. Çocukları Veli amcayı tam 7 yıl önce huzurevine bırakmış, bir daha da ne aramışlar, ne sormuşlar. Ziyaretine her gittiğimde beni bağrına basar hıçkıra hıçkıra ağlardı. Veli dede: ‘Onları okutmak için hayvanlarımı, tarlalarımı sattım. Yemedim yedirdim,  giymedim giydirdim. Aç kaldım açıkta kaldım ama onları okuttum. Benim en büyük hatam çocuklarıma namazı, Kur’an’ı öğretmemekti. Çünkü imanlı insan, namazını kılan şefkatli olur, merhametli olur. Babalarını terk edip gitmezler” diye anlattı. 
Necip Fazılın ifadesiyle: “Eğer yoksa edep, neylesin medrese mektep okusa alim olsa yine merkep, yine merkep” Demek ki insanı eden insan eden belki kainata sultan eden imandır. Uyuşturucu ve ahlaksızlık bataklığına hızla sürüklenen çocuklarımızı,gençlerimizi kurtarmak için asırlar yaşlandıkça gençleşen Kur’an ve Efendiler Efendisini (SAV) bırakıp, hala Freudlardan, Pavlovlardan, Watsonlardan, Skinnerlardan, Ericsonlardan ve onların kokuşmuş fikirlerinden medet umanları bir psikolojik Danışman olarak anlamakta zorlanıyorum” dedi. 
Dünyanın en ünlü psikologlarının çıktığı Avrupa’nın içler acısı bir durumda olduğu gerçeğine işaret eden Toplu; “Ahlaki yozlaşma ve dejenerasyonda dünyada Avrupa 1’nci sıradadır. Her 5 gençten 4’ünün uyuşturucu ve alkol bağımlısı olduğu Avrupa, doğan her 5 çocuktan 3’ü nün gayr-ı meşru doğduğu Avrupa, bu bataklıkta debelenmekte ve çözüm aramaktadır.
 Maalesef bizim çocuklarımız da ahlaksızlık,uyuşturucu ve alkol bataklığına hızla sürüklenmektedir. Toplum olarak bu tehlikenin hepimiz farkındayız” diye konuştu. 
Çocuk yetiştirmede ve kötü alışkanlıklarla mücadele edilmesinde gerekli olan eğitim sistemi hakkında da bilgi veren Toplu, şunları söyledi: 
“Bir din görevlisi ve eğitmen eşliğinde aileler eğitime alınmalıdır. Dini, psikolojik ve fizyolojik yönleriyle çocuk eğitiminin önemi mutlaka anlatılmalıdır. Özellikle Hazreti Peygamberin(SAV)’ın çocuk eğitimindeki tavsiyeleri mutlaka anlatılmalıdır. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tüm Türkiye’de ortak bir çalışma gerçekleştirebilir. Teorik ve kültürümüze yabancı bilgiler yerine, kendi kültürümüze hitap edecek 0-18 yaş eğitimi verilmelidir.
Çocuk ve aile eğitiminde Diyanet İşleri Başkanlığı daha aktif hale getirilmelidir. Okullardaki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri, belirlenen program çerçevesinde bazı zamanlarda camilerde yapılmalıdır. Çocuklarımıza cami ve ibadet sevdirilmelidir. Din görevlisi ve pedagoglar tarafından ailelere eğitici toplantılar yapılmalıdır. İl, ilçe ve köylerde Kur’an Kursları yaygınlaştırılmalıdır. Kur’an Kurslarında sadece Kur’an eğitimi değil aynı zamanda kadınlarımıza ve kızlarımıza yönelik “İslam’da aile hayatı, Kur’an ve sünnete göre çocuk yetiştirme” gibi konularda mutlaka eğitimler verilmelidir.
Eğer çocuklarımızın akıllarını ve kalplerini Allah (C.C) ve peygamber (SAV)’in sevgisiyle doldurmazsak; bu maneviyat boşluğundan yararlanan, fuhşiyatı ve ahlaksızlığı teşvik eden diziler ve yarışma programları çocuklarımızı ve gençlerimizi esir alacaktır ve maalesef almaktadır. Bu nedenle devletimiz fuhşiyatı, ahlaksızlığı, uyuşturucu ve alkolü özendiren televizyon programları hakkında mutlaka gerekli tedbiri almalıdır. Sınırları olmayan özgürlük özgürlük değildir. Anarşidir, ahlaksızlıktır ve terörizmdir. 
Batının kokuşmuş kültürünü yansıtan, ahlaksızlığı, fuhşiyatı, uyuşturucu ve alkolü özendiren diziler ve yarışma programları yerine, yüce dinimizi ve köklü kültürümüzü yansıtan aile dizileri ve programlar yapılmalıdır. Devletimiz maddi ve manevi olarak bu çalışmaları teşvik etmeli ve desteklemelidir.
Devletimizin siyer ve Kur’an-ı Kerimi okullarda seçmeli ders olarak koyması çok güzel ve takdire şayandır.Ve ileri vadede çok güzel sonuçlar alınacağı kesindir.Ancak eğitim sadece okulla sınırlı kalmamalı, evde de aileler bu sürece dahil olmalıdır.Bunun yolu da toplumu oluşturan en küçük yapı taşı olan ailelerin de dini,psikolojik ve fizyolojik açıdan mutlaka eğitilmesi lazım ve elzemdir.
Toplumu ayakta tutan en küçük yapı taşı ailedir.Aile kurumu çöktüğü zaman, toplumda çökmüş demektir.Günümüzde batılılar toplumumuzu çökertmek için, internet ve medya üzerinden aile kurumumuza insafsızca saldırmakta ve ahlaksızlığı özgürlük olarak takdim etmektedir.Çocuklarımızı, gençlerimizi,ailelerimizi ve toplumumuzu bu ahlaksızlık yangınından kurtarabilmenin yegane yolu, kıyamete kadar asırları tenvir edecek olan kudret-i ilahiye ve sünnet-i seniyeye iltica edip,kudsi prensipleri hayatımıza tatbik etmektir.Aksi takdirde özgürlük olarak takdim edilen ahlaksızlık ve fuhşiyat yangını çocuklarımızı,gençlerimizi,aile ve toplumumuzu kasıp kavuracaktır. Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifini bu anlamda aktarmak istiyorum: “Yazıklar olsun ahir zaman babalarına!"
 Bunun üzerine ashap sordu: "Yoksa müşrik mi olacaklar?" Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hayır, Müslüman kalacaklar; ama çocuklarına dini öğretmeyecek ve hatta çocukları dini öğrenmek istediklerinde onlara engel olacak ve onları dünya malı kazanmaya sevk edeceklerdir. İşte ben böyle babalardan uzağım; onlar da benden uzaktırlar.”

Son Güncelleme: 31.10.2014 19:49
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Muhammed Numan 2014-11-20 20:11:29

imanlı bir nesil allahin koyduğu kanunlara uyar ve ona göre hareket eder. yeter ki allah ve rasulünün önüne kimseyi koymasn. elini harama uzatan birisi bunun hesabını vereceğini bilir ve ona göre hareket eder. zaten allah ve ahirete imanı olmayan kimse için hirsizlik gayet normal bir şeydir. çünkü aleminde hesap yoktur