Köprüyü ailesine açtı!

Yozgatlı ilahiyat fakültesi öğrencisi Muhammet Ekinci, darbe gecesi İstanbul Köprüsü’nde kurşunlara göğsünü siper ederken, aynı anlarda sınırdan geçiş yapmak üzere olan ailesi darbecilerden temizlenen köprüden geçip memlekete gitti. 

Köprüyü ailesine açtı!

Yozgatlı ilahiyat fakültesi öğrencisi Muhammet Ekinci, darbe gecesi İstanbul Köprüsü’nde kurşunlara göğsünü siper ederken, aynı anlarda sınırdan geçiş yapmak üzere olan ailesi darbecilerden temizlenen köprüden geçip memlekete gitti. 

07 Ağustos 2017 Pazartesi 07:00
524 Okunma
Köprüyü ailesine açtı!

Gurbetçi ailenin en küçük çocuğu Muhammet Ekinci, darbe gecesi eski ismiyle İstanbul Köprüsü olan Şehitler Köprüsü’nü geçilmez yapan kahramanlardan bir tanesi. Muhammet, o gece darbeyi yurdunda öğrenir öğrenmez sokağa çıkmak için bir an olsun tereddüt etmedi. Muhammet, üzerine yağan kurşunlar karşısında göğsünü siper etmekten geri durmadı. Sabah saatler 06.00’yı gösterirken askerlerin teslim olması ile köprü açılırken, o köprüyü darbecilere dar edenlerden biri olan Muhammet Ekinci’nin saatler önce Bulgaristan’dan giriş yapan ailesi oğullarından habersiz Yozgat’a gider. 
Olaylarda yaralanarak gazilik mertebesine ulaşan Muhammet, yaşadıklarını anlattı.
İlahiyat Fakültesi öğrencisi olan Muhammet, yaşanan hengamede yurduna döndüğünü fakat peş peşe gelen düşünceler sonunda sokağa çıktığını söyledi. 
 “Zor da olsa yurduma ulaştım, 10-15 dakika yatağıma uzandım. Acaba köprüyü de kapatmışlardı ne oluyordu ki diye düşünmeye başladım. Yukarı çıkıp televizyonu açtığımda Başbakanımız ‘Bu bir darbe girişimidir’ dediği an ben de sokağa çıktım” diyen Muhammet , sonrasında köprüye kadar ulaşmasına neden olan olayları şöyle anlattı: 
 “ Baktım köprüden silah sesleri geliyor. Orada Üsküdar AK Parti İlçe Başkanlığı var, orada insanlar toplanmış ben de oraya gittim. Oradan Kısıkla’ya kadar gittik. Orada Cumhurbaşkanımızın sokağa inin açıklamasını öğrendik. Sayımız çoğalsın diye bekledik. Sayımız binleri aştı. O sırada köprünün altından geçiş yapan tankları gördük. Sonra hep birlikte köprüye yürüdük. Ben köprüye gittiğimde askerlerin bize ateş etmeyeceğini düşündüm. Köprüye indiğimizde ön sıralardaydım. Oraya gelir gelmez hiçbir ikaz da bulunmadan yaylım ateşinde bulundu darbeci askerler. Önümde 4-5 kişi vuruldu şehit oldu, yaralananlar oldu. Hatta önümde bir polis vuruldu. Polisi tutup götürdük. O sırada silahı yerinden düştü. Silahını aldık diğer polis arkadaşına verdim. O da kendinden geçmişti bırakın beni hepsini öldüreceğim diyordu. Helikopterler ve uçaklar alçak uçuş yaptı halkı korkutmak için. Bomba atar gibi ses çıkarıyorlardı.  Köprüde tank 4 kez üzerimize ateş etti. Benim arkamda paramparça olmuş insanlar vardı. Bir askeri helikopter geldi, insanlar önce polis helikopteri zannetti. Halbuki askeri helikoptermiş. Bütün polisler ateş etti ona. Köprüdeki askerler gece 24.00’ten sabah 06.00’ya kadar vatandaşı şehit etti keskin nişancısına tankçısına kadar. Sabah saat 06.30’da teslim oldular.”
Askerlerin teslim oluyormuş numarası yaptıktan sonra yeniden milletin üzerine ateş açtığını söyleyen Ekinci, o an yaşananların ölüm kalım anı olduğunu belirtti. 
Ekinci, o sırada ayağından yaralandığını ancak geceden sabaha yaşadıkları sırasında bir an bile ölümü getirmediğini söyledi. 
 “Köprüye nasıl gittiğimi bende anlamıyorum. Sanki ayaklarım beni kendiliğinden götürdü” diyen Ekinci, meselenin parti meselesi değil vatan meselesi olduğunu vurguladı. 
Aradan geçen bir yılda hiçbir şeyin değişmediğini kaydeden Muhammet Ekinci; “O gece karşıdan yaylım ateşi vardı, sağımdan, solumdan, yanımdan kurşunların geçtiğini hissediyordum ona rağmen gidiyordum. Ayaklarım beni götürüyordu. Beni o gece götüren güç ne ise bu günde aynı hisler ve güçler var. Bir yıl boyunca her gece o anı yaşadım ve yaşamaya da devam edeceğim. 
O gece bir korkum vardı. Karşı taraftan ateş edildiği sırada kesinlikle zerre kadar korkum olmadı. Arkama dönüp baktım ki millet hafif geriye çekildi. O an korktum, millet gidiyor darbe olacak, meydan bunlara kalacak diye içimden geçirdim, şükür ki millet çekilmedi ölümüne kurşunların üzerine yürüdü.
İlahi adalete bakar mısınız, olayların yaşandığı sırada ailem Edirne’den Türkiye’ye giriş yapıyor ama benim haberim yok.  Kendi kendime dedim ki gidip köprüyü açalım da bizimkiler köprüden geçsinler, Yozgat’a gidelim. Elhamdülillah da oldu. Sabah saat 06.00’da köprü açıldı.
Baba Seyit Ekinci, oğluyla gurur duyduğunu söyledi. 
Fransa’da işçi olarak Ekinci; “Fransa’da yaşıyoruz. Tatile geldik. Oğlum Marmara İlahiyatta okuyor, onu alıp memlekete gelmeyi planlıyorduk. Darbe aklımızın ucundan bile geçmiyor. Bulgar gümrüğüne girdik, bayağı bir kuyruk oluştu 3-4 kilometre. Sınırda Cumhurbaşkanımızın çağrısını dinledik, heyecanımız arttı. Gümrükte sıra bana gelince polise, ‘Siz nasıl Avrupa ülkesisiniz ne lavabonuz var’ dedim. Polise tuvaleti soruyorum çalıların arkasını gösteriyor. O tür bir muamele ile karşılaştık. Bulgar polisi sonra dedi ki ‘Bu gece Türkiye’de bitiyor, sonra da Avrupa bitiyor’ dedi. Ben do ona ‘kusura bakma biz 3-5 çapulcuya teslim olmayız, ben de gidiyorum, hepimizi ne zaman öldürürlerse o zaman Türkiye gider. Türkiye biz ölmeden gitmez, senin bildiğin Türkiye değil’ dedim. Sağolsun halkımız da kahramanca savaştı, darbecilere fırsat vermedi. Bizim her zaman vatanımız için canımız fedadır” dedi. 
Oğlunun o gece köprüde olduğundan habersiz olduğunu söyleyen baba Ekinci, şunları söyledi: “O gece biz köprüde yaşananlardan habersiz geçip gittik. Ancak bizden az önce canları pahasına mücadele edenler arasında oğlumda varmış. Ne büyük his, muazzam bir duygu. Allah oğlumdan, tüm gazilerimizden ve şehitlerimizden razı olsun.”

 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner88