Köprü Fatihi Muhammet!

İlahiyat Fakültesi öğrencisi bir genç. Hayatında kavgaya yer vermemiş beyefendi bir karakter. 15 Temmuz gecesi Boğaziçi Köprüsüne çıkıp, hainlerin karşısına dikildi, sol kolunu kaldırarak direnişin simge ismi oldu.

Köprü Fatihi Muhammet!

İlahiyat Fakültesi öğrencisi bir genç. Hayatında kavgaya yer vermemiş beyefendi bir karakter. 15 Temmuz gecesi Boğaziçi Köprüsüne çıkıp, hainlerin karşısına dikildi, sol kolunu kaldırarak direnişin simge ismi oldu.

27 Temmuz 2017 Perşembe 07:05
458 Okunma
Köprü Fatihi Muhammet!

Yozgatlı ilahiyat fakültesi öğrencisi Muhammet Emin Tekin, 15 Temmuz Darbe Kalkışmasının yaşandığı akşam boğaz köprüsünde sol kolundan vurularak gazi oldu. Vurulma anı cep telefonu tarafından kayıt edilen Muhammet Emin Tekin’in ortaya koyduğu kahramanlık, 15 temmuz’un seyrini değiştiren ruhun da yansıması oldu.
BİR ANDA KENDİNİ KÖPRÜDE BULDU
Darbenin yaşandığı gecenin gündüzünde nafile orucu tutan Muhammet Emin Tekin, köprüye geldiğinde bir anda kendini kalabalıkların önünde buldu.Karşısında duran tank ve onca askere karşı yürümekten bir an bile tereddüt duymadı.Bir anda hainlerin ateşi karşısında tek vücut kalan tekin,  üzerine yağmur gibi yağan mermilere aldırış etmeden sol kolu havada vuruluncaya kadar bekledi. 
GERİ DÖNMEYİ KENDİME YEDİREMEDİM, OLABİLDİĞİNCE YAKLAŞTIM
Tekin, darbe kalkışmasını gece yurtta internetten öğrendiğini söyledi. 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısından çok önce çıkmak istediğini fakat yurttan izin alamadığını belirten Tekin, kendini bir anda köprüde darbecilerin karşısında bulduğu karanlık gece yaşadıklarını şöyle anlattı: 
"Ben daha Erdoğan’ın çağrısından çok önce çıkmak istedim ancak yurt idaresi üzerine sorumluluk almak istemedi o gece. Biz biraz baskı ve ısrarın ardından cumhurbaşkanının da çağrısından sonra çıktık. Boğaz Köprüsüne bir kalabalıkla beraber tanıdığımız kimse olmaksızın gittik. Oraya vardığımızda yaralanan ve şehit olan insanları bir fiil görmek çok farklı bir etki yaptı üzerimizde. Onları görmek çok bizi üzdü, kızdırdı. Elimizden bir şey gelmiyordu silah yok, yapabileceğimiz bir şey yok. Binlerce insan toplanmış, karşısında 30-40 tane darbeci asker, yaklaşalım dedik. Sıkmazlar diye düşünüyorduk ama sıkıldığını gördük. Belirli bir noktadan sonra ya fedakarlık yapacaksınız ya da geri döneceksiniz. Geri dönmeyi yediremedik ve mümkün olduğu kadar yaklaşmaya çalıştık, yaklaşmaya çalışırken de vurulduk zaten. Köprüdeki askerler de sabah mühimmatları bitinceye kadar devam ettiler. Ben daha önce hiç tanımadığım insanların yardımı ile sırtlarında taşımaları ile hastaneye yetiştirildim. Bir süre araç aradık, bulunca hastaneye gittik, ilk yardım, hastane ve aileme haber vermek. Sürekli ben haberleri takip ettim. Hastanede darbenin başarılı olup olmayacağını merak ediyordum, darbenin kaderinin ne olduğunu öğrenmeye çalışıyordum. Herkese ne oldu diye sormaktan bunaldım. En son eniştem darbede köprüdeki askerlerin mühimmatları bitip teslim oldukları görüntüyü bana sabah gösterince rahatladım" dedi. 
KAVGACI BİRİ DEĞİLİM ANCAK O GECENİN ATMOSFERİ HEPİMİZİ DEĞİŞTİRDİ
“Ben günlük hayatta kavgacı bir insan değilimdir açıkçası. Uzun zamandır yumruklaştığımı, kavga ettiğimi hatırlamıyorum belki çocukken" diyen Tekin; "O gecenin atmosferi başkaydı hepimizi değiştirdi tabi" diyerek yaşadığı duygu yoğunluğunu dile getirdi.   
İBDA SELAMI YAPTIM
Sağ kolu rahatsız olduğu için darbecilerin karşısında sol kolunu kaldırdığını söyleyen Muhammet Emin Tekin; "Orada sağ kolumda rahatsızlık olduğu için sağ kolumu kaldıramadım. Sol kolumla ibda selamı yaptım. Bazıları yumruk diyor. Özellikle Fetullahçı bir darbe olduğunu duymuştuk başbakandan, cumhurbaşkanından. Ve bu darbe başarıya ulaşsa Türkiye’nin gerçekten karanlık günlere gideceğini yani bizim şikayet ettiğimiz şeyleri bile o gün mumla arayacağımız kadar vahim sonuçlar doğuracağını düşündüm. Orda dik durmak istedim, kaçmak istemedim. Zaten hayatımı kaybetsem şehit olmuş olacaktım, kaybetmeyince de bu benim için bir ömür şeref olacaktı. Kendime kötü bir alternatif bırakmak istemedim" diye konuştu. 
O GÜN NAFİLE ORUCU TUTUYORDUM
Darbe kalkışmasının yaşandığı gecenin gündüzünde yurttan kaçıp, nafile orucu tuttuğunu söyleyen Muhammet, o güne dair yaşadığı ilginçlikleri şöyle anlattı: 
"Annem-babam da bilmiyor bunu ilk defa açıklıyorum, darbeden 24 saat önce nedense sebepsiz çok içim sıkıldı, bunaldım ve zaten o yurdu birkaç gün önce gitmiştim fazla alışamamıştım, yurttan kaçtım. Yani çok sıkı bir denetim yoktu, çantamı aldım birkaç kitap şarj aleti felan. Gece Üsküdar’da ilginç bir gece yaşadım. Namazı kılmamıştım camiler kapalıydı. Diyanet İşleri Başkanına da buradan söylemiş olayım camiler saat 21.00’de kapanmaz ise bizim gibiler de yatsı namazını daha geç vakitlerde kılabilir. Mustafa Devati Türbesi’nde alnımı mermere koyarak kıldım namazı. İlginç insanlarla tanıştım, hiç olmayacak insanların derdini dinledim o gece. Gündüzünde nafile oruca niyet etmiştim, bunları açıkça söylemekten beis görmüyorum. Marmara İlahiyat Camii’nde Iraklı birinin imamı aradığını gördüm, sebebini sordum, işe başvurduğunu, giremediğini, maddi yardım talep edeceğini söyledi. Ona yardımda bulundum. İlginç bir gündü benim için. Bir farklılık vardı zaten. Gündüzünde oruç da yordu, kendimi yurda zor atmıştım. Ama iftardan sonra hemen kendime geldim derken olaylar başladı, onları takip etmenin heyecanı ile tamamen dinçleştim ve gittim."
YARALANDIKTAN SONRA HİÇ TANIMADIĞIM İNSANLAR YARDIM ETTİ
Köprüde darbecilerin karşısında vuruluncaya kadar yerinden bir an olsun kıpırdamadığını anlatan Tekin, yaralanıp yere düştükten sonra hiç tanımadığı insanlar yardım ettiğini, sırtında taşıdığını söyledi. 
Vurulduğu anda merminin kolundan girip çıktığını ve sonrasında yoğun bir hastane süreci yaşadığını belirten Muhammet Emin Tekin;
"İlk başta araba bulamadık bir araba bulundu, sol kolumdan bir kurşun yedim. Mermi girip çıkmış sol koluma. Hastaneye kaldırıldım. Hastaneye kaldırıldığımda benimle ilgilenen iki hemşire de çok üzüldüler durumuma. Tabi kadın olmanın getirdiği duygusallıkla yaklaştılar. Birisi yalnız elindeki telefondan İngilizce haberler okuyordu ve ‘Siz birileri için meydana çıktınız –Cumhurbaşkanını kast ediyor- ama şimdi Cumhurbaşkanı Tahran’a inmiş diyor elindeki İngilizce haberleri okuyordu. Halbuki birkaç dakika sonra Erdoğan’ı televizyondan seyrettik, canlı yayınla bağlandı İstanbul’dan. Hemşeri de bu duruma bozulmuştu onu çok net hatırlıyorum" dedi. 
28 ŞUBAT UNUTULMASIN!
28 Şubat’ın başarıya ulaşmış bir darbe olduğunu vurgulayan Tekin, kendisini ziyaret eden çok sayıda ziyaretçi ve devlet büyüğüne o günün mahkumu olmuş insanların mağduriyetlerini aktardığını belirtti.
28 Şubat mağdurlarının yardım eli beklediğini hatırlatan Tekin; " 28 Şubat’tan bu yana mağduriyetleri devam eden insanlar var. Bizim 15 Temmuz’da karşı karşıya kaldığımız darbe teşebbüsü, 28 Şubat bundan farklı bir şey değildi. O insanlar o gün darbeye direndiler, pek çoğu çeşitli mağduriyetler yaşadı yüzlerce insan hala hapiste. 20 seneyi aşkın süredir o dönemin hukuksuz yargılamaları ile içerde tutulan ve gerçekten suçsuz insanlar var. Ben bunların tekrar adil bir şekilde yargılanmasını istiyorum. Bunu söylediğimde Bilal Erdoğan ve çeşitli vekiller, evet haklısın tabi ki çıkmalılar dediler. Ama ben bir sene boyunca bir gelişme görmediğim için bunu tekrar paylaşmak istedim. Bize 15 Temmuz’da silahlarını doğrultanlar kimler ise 28 Şubat Darbesi’nde (O zaman teşebbüs demeyeceğiz başarıya ulaştılar) parmağı olanlar aynı insanlardı ve belki 15 Temmuz başarılı olsaydı bizim yaşayacağımız süreç 28 Şubat benzeri bir süreç olacaktı. O insanların unutulmaması gerektiğini, o mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini, bunun üzerimizde vebal olduğunu hatırlatmak istiyorum" ifadelerine yer verdi. 
O GÜN YAPTIĞIM ŞEYDEN PİŞMAN DEĞİLİM
15 Temmuz gecesi köprüde ortaya koyduğu iradenin büyük bir şeref olduğunu söyleyen Muhammet, o gün yaptığından pişmanlık duymadığını vurguladı.
"Bizim tarihimizdeki altın madalyalardan birisidir 15 Temmuz. Biz yaptığımızdan pişman değiliz, Allah göstermesin ama bu gün olsa bu gün de tekrar meydanlara dökülürüz, bu insanlar aynı insanlar" diyen Tekin, duygularını şu şekilde aktardı: 
"Beni önceden tanıyanlar olayı haber aldıklarında çok üzülmüş, telaşa kapılmışlar, endişelenmişler. Hepsi bunun büyük bir şeref olduğunu söylediler. Hepsi hakkımı helal etmemi söylediler. Gerçekten insanı gururlandıran bir durum. Ben o gün yaptığım şeyden pişman değilim. 15 Temmuz’da şehitlerimiz var Allah rahmet eylesin, gaziler oldu üzücü pek çok tarafı var ama bu millet için unutulmayacak bir şeref olduğunu düşünüyorum. 
Ancak 15 Temmuz sonrası oluşan süreçte geçtiğimiz süreçte pek çok beklentinin karşılanmadığını ve halkta bir hayal kırıklığı olduğunu görüyorum. Bunların başında idam talebi geliyor. Değilmi ki bunlar masum halkın üstüne kurşun sıktılar, Cumhurbaşkanımızın uçağını düşürmeye davranacak kadar, meclisi bombalayacak kadar canileştiler. Bu insanların takım elbiselerle, gayet pişkin bir şekilde alay edercesine mahkemelere çıkarılmaları insanların gerçekten vicdanını zedeliyor. Fetullahçı Terör Örgütü ile sistemli ve daha derin bir mücadele gerekiyor. Biz yargılamalar konusunda da Türk adaletine güveneceğiz son noktasına kadar."

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner88