İç Güvenlik Paketi’ne Şimşek’ten eleştiri:

Yozgat Baro Başkanı Avukat Avukat Mehmet Şimşek, iç güvenlik paketinin mevcut hali ile yasalaşmasının sakıncalarına dikkat çekerek; “123 maddeden oluşan “iç güvenlik paketi”nde yer alan bazı hükümlerinin, anayasaya, demokratik hukuk devleti ilkelerine ve hukuka aykırı bulunan düzenlemelere ilişkin görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşıyor, mevcut hali ile paketin yasalaşmasının bireyin “hukuk güvenliği” ve “özgürlüklerini” zedeleyecektir” dedi.

İç Güvenlik Paketi’ne Şimşek’ten eleştiri:

Yozgat Baro Başkanı Avukat Avukat Mehmet Şimşek, iç güvenlik paketinin mevcut hali ile yasalaşmasının sakıncalarına dikkat çekerek; “123 maddeden oluşan “iç güvenlik paketi”nde yer alan bazı hükümlerinin, anayasaya, demokratik hukuk devleti ilkelerine ve hukuka aykırı bulunan düzenlemelere ilişkin görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşıyor, mevcut hali ile paketin yasalaşmasının bireyin “hukuk güvenliği” ve “özgürlüklerini” zedeleyecektir” dedi.

20 Şubat 2015 Cuma 07:01
İç Güvenlik Paketi’ne Şimşek’ten eleştiri:
Baro Başkanı Mehmet Şimşek, yayınladığı iki farklı açıklama ile hem TBMM’de görüşmeleri devam eden İç Güvenlik Paketi ile ilgili görüşlerini dile getirdi hem de Özgecan cinayeti ile ilgili tepkisini dile getirdi.

İÇ GÜVENLİK PAKETİNİN AMACI NEDİR?

Şimşek, hiçbir vatandaşın molotof kokteyli atılmasına karşı çıkmayacağı gerçeğini hatırlatarak, şunlaır söyledi: 
“Molotof kokteyli atılmasını onaylamadığı ve onaylamayacağı ortada iken tasarıya karşı eleştiride bulunanların, Molotof kokteyli atılmasına rıza gösteriyormuş gibi gösterilmesi ve bu yönde bir algı yaratılmasını da anlayabilmiş değiliz. Molotof kokteyli zaten hali hazırda Türk Ceza Kanunu’na göre silah kabul edilmektedir. Devlet, devlet olmasının doğal gereği Kamu güvenliğini ve kamu düzenini elbette sağlamalıdır. Devletin, vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak asli görevidir. Bu görevi de yerine getirirken gerekli tedbirleri almak ve Anayasal çerçevede yasal düzenlemeleri yapmak zorundadır. Kişi hak ve hürriyetlerini tesis etmek ve onları korumak da yine Hukuk Devletinin temel görevlerindendir. Dolayısıyla, Devletin, kamu düzen ve güvenliğini sağlarken, kişi hak ve hürriyetlerini koruması, bu koruyucu tedbir ve önlemleri alırken de, temel hak ve hürriyetleri ihlal etmemesi gerekir. Kısacası, güvenlik ile özgürlükler arasındaki dengeyi sağlaması gerekir. Yalnızca Anayasal ve yasal düzenlemelerle sınırlanabilen Kişi hak ve Hürriyetlerinin, bu sınırlandırma işlemleri yargısal denetime tabidir. Mevcut tasarının bazı hükümleri ile, bir kısım yargısal hak ve yetkiler idareye devredilmektedir” dedi. 

HUKUK GÜVENLİĞİ VE ÖZGÜRLÜKLER ZEDELENECEK

İç Güvenlik Paketinde yer alan bazı hükümlerin anayasaya, demokratik hukuk devleti ilkeleri ve hukuka aykırı olduğunu ileri süren Şimşek, şunları söyledi: 

“İç güvenlik paketi”nde yer alan bazı hükümlerinin, anayasaya, demokratik hukuk devleti ilkelerine ve hukuka aykırı bulunan düzenlemelere ilişkin görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşıyor, mevcut hali ile paketin yasalaşmasının bireyin “hukuk güvenliği” ve “özgürlüklerini”  zedeleyeceğini hatırlatıyoruz. Tasarının hazırlanma amacı her ne kadar terörle mücadele ile kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması olarak açıklansa da tasarının içerdiği bazı hükümler itibariyle ; hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, yaşama hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, çalışma hakkı ve ödevi, olağanüstü hal ilanı yetkisi, yargı yetkisi, kanuni hâkim güvencesi ile mahkemelerin bağımsızlığı ilkeleri olmak üzere Anayasa’nın toplam 15 maddesine aykırılık içerdiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinde yer alan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, 6.maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı, 10.maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ve 11.maddede yer alan toplanma özgürlüğü haklarını sınırlandırmaya yönelik düzenlemeler getirildiği anlaşılacaktır.”

Tasarı ile gerçekleşecek değişiklikleri maddeler halinde sıralayan Şimşek, kişinin dokunulmazlığından 
“Yapılan düzenlemeler ile tüm illerdeki valilere, tüm ilçelerdeki kaymakamlara olağanüstü hal yetkileri verilmekte, ülkemiz tamamen olağanüstü hal rejimine geçmektedir” diyen Baro Başkanı Mehmet Şimşek, şunları kaydetti: 

“Hakim ve savcıların karar verebileceği gözaltı, arama gibi ceza usul işlemlerinde yetkinin polise verilmesi, gözaltı sürelerinin polis tarafından uzatılması yetkisi verilmesi hukuk dışı uygulamaları arttıracak mahiyettedir. Polis ve jandarmanın görevli hâkimin onayından önce 48 saat gibi uzun bir süre iletişimi tespit etmesi, dinlemesi, sinyal bilgilerini değerlendirmesi, kayda alması özel hayatın gizliliğinden, haberleşme hürriyetine kadar birçok hakkı ihlal edebilecek mahiyette düzenlemelerdir. Diğer yandan, bu dinleme, tespit ve kayıt faaliyetleri sonrası yazılı emri onaylayacak makamın Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 250. Maddesinden ayrılarak Ankara ağır ceza mahkemesi üyesine verilmesi, kanuni hakim güvencesi ile de bağdaşmaz. Özetle açıkladığımız gerekçelerle düzenlemenin bir kısım hükümleri anayasal ve evrensel değişmez kurallar olan yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ayrılığı ilkeleri ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olacağı ,toplumun hukuk güvenliğini tehlikeye sokacağına dair endişelerimizi paylaşıyoruz. Tasarının anılan düzenlemelerine karşı duyduğumuz endişelerimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz.”

ÖZGECAN OLAYINA TEPKİ GÖSTERDİ

Baro Başkanı Şimşek, ikinci açıklamasında Özgecan cinayetine tepki gösterdi.
 
Şimşek; “Mersin’de meydana gelen Özgecan ASLAN ‘ın ölümüyle neticelenen insanlık ayıbından dolayı duyduğumuz utanç ve üzüntüyü belirterek merhum Özgecan ‘a Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm Türkiye ‘ye başsağlığı diliyoruz. Yaşanan dram karşısında bir insan olarak etkilenmemek dehşete kapılmamak ve elbette olayın faillerinin hak ettikleri en ağır ceza ile cezalandırılmalarını dilememek mümkün değil. 
Bu cani olayı son zamanlarda maalesef sıkça yaşamaya başladığımız benzer olaylardan farklı kılan hepimizin yüreklerini dağlaması olduğu kadar kamu vicdanı ile adalet duygu ve anlayışının yeniden sorgulanmasına neden olmasıdır. Masum kızımız hunharca katledilmiştir. Cani ise yaptıklarını detayı ile anlatmaktan çekinmemiştir.  Maalesef ülkemizde özellikle kadına karşı olan değersizleştirici tavrımız değişmediği sürece yaşanan olay gibi belki daha nice tecavüz, istismar, şiddet ve hatta cinayet vakası izleyecek, duyacak ve üzerine kınayıcı sloganlaşmış konuşmalar yapıp sokaklara dökülecek “idam cezası getirilsin mi?” polemiklerine girip durumun tespitinde öteye geçmeyen basın bildirgeleri yazacağız. Çantasında biber gazı taşımayı gerekli görmeyen kadınlar ve bu kadınları sahiplenmeyi, yüceltmeyi becerebilen erkeklerden oluşan bir toplum için dini, ahlaki ve örfi değerlerimize sahip çıkmalı sosyal yaşantımızda bu kuralları kendinize düstur edinmeliyiz.
Sonuç olarak, kadına karşı işlenen suçlarda cezaların artırılması hatta bu tür suçlarda idam cezası verilmesi bile bu sorunu ortadan kaldırmayacaktır. Toplumun kadınlarımıza bakış açısı ve verdiğimiz değer değişmediği sürece meselenin çözülmeyeceği kanaatindeyiz” diye konuştu.
Son Güncelleme: 19.02.2015 19:52
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.