Üç kurşunla gazi oldu!

15 Temmuz gecesi yediği üç kurşunla gazi olan Yozgatlı Muammer Erkaya, o geceyi hiç bir zaman unutmamak ve unutturmamak istiyor, onun içi daha güçlü yaşıyor! Gazi Muammer’in kahramanlığını anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır, fakat biz yine de yazalım, siz bilin ki onun ortaya koyduğu irade bu yazılanların çok ötesinde. 

Üç kurşunla gazi oldu!

15 Temmuz gecesi yediği üç kurşunla gazi olan Yozgatlı Muammer Erkaya, o geceyi hiç bir zaman unutmamak ve unutturmamak istiyor, onun içi daha güçlü yaşıyor! Gazi Muammer’in kahramanlığını anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır, fakat biz yine de yazalım, siz bilin ki onun ortaya koyduğu irade bu yazılanların çok ötesinde. 

01 Ağustos 2017 Salı 07:00
374 Okunma
Üç kurşunla gazi oldu!

Yozgatlı Muammer Erkaya, 15 Temmuz Darbe Kalkışması sırasında Kızılay’daki evinden çıkıp, darbecilere karşı durmak için bir an  bile tereddüt etmedi. Genel kurmaya kadar ellerinde Türk bayrakları ile yürüyen Erkaya, tankların üzerinde darbeci askerlere karşı mücadele etti. 
GENELKURMAYA İLK GİRENLERDEN OLDU
Genelkurmaya ilk giren halkın içerisinde yer alan Erkaya bir anda darbeci askerin namlusu ile yüz yüze kaldı. Darbeci komutan askere vur emri verdiğinde şehit olmak için bir an bile tereddüt etmeyen Erkaya, kurşunların hedefi olmaktan kurtulamadı.Yediği üç kurşun ve şaramplen parçaları ile ağır yaralanarak gazilik mertebesine ulaşan muammer Erkaya, yaşadıklarının Çanakkale destanından farksız olduğunu düşünüyor. 
ŞARAMPLEN PARÇASI İLE YAŞIYOR
Halen vücudunda şaramplen parçaları bulunan Erkaya, karanlık geceyi unutturmamak için her gün yeniden düşünüp, hafızasında canlı tutuyor. Çok sayıda ameliyat geçiren Erkaya, Yozgat’taki evinden Türk bayrağını bir an olsun yanından eksik etmiyor.
ÖNCE TANKLARA MÜDAHALE ETTİLER
Kızılay'a 15 dakika uzaklıktaki evinden arkadaşları ile birlikte ellerinde Türk bayrakları ile darbe kalkışmasının yaşandığı gece sokağa çıktıklarını söyleyen Erkaya, ilk olarak tankların içindeki darbeci hainlerle mücadele ettiklerini söyledi. 
Tankların egzozlarını tıkayıp, gazın tank içine gitmesini sağladıklarını belirten Erkaya, tank üzerinde hayatı pahasına verdiği mücadeleyi ve o gece yaşananları şöyle anlattı: 
"O saatlerde Kızılay meydanına girdiğimizde insanlar çok olur, araçlar, polisler çok olur. İnsan yoktu diyebilirim. Çünkü giderken toplam 300-400 kişi olduk kalabalık olduk. Gittiğimizde de 6 tane tank gördük. İnsanlar bu tankları nasıl durdurabiliriz, kışlasına nasıl götürebiliriz diye düşünüyorlardı. Elimizde ne varsa egzozu kapatalım, çalıştığında askerlere rica edelim kışlalarına götürmek için konuşalım istedik. Bunda da başarılı olduk. Elimizde pet şişeler vardı, tankın kaldırdığı taşlar vardı. Elimizde tahtalar, pet şişe sular vardı hepsini egzoza teptik. Elimizde muşamba vardı askeriyenin kamuflaj şeklinde onu da yırtarak egzozu bağladık ve elimizde taşlarla tanklara vurmaya başladık çalıştırsın diye. Çalışmıyor vaziyetteydi, çalıştırdıktan sonra egzozun içindeki duman içine girdi. Bunun üzerine askerler dumandan etkilenerek dışarı çıktı. Biz hurra tankın üzerine çıktık. O sıra tankın üzerine çıkınca askerlerin bazıları vurarak insanları indiriyordu, bazıları neden geldik, tatbikat amaçlı bize söylediler diyenler oldu. O sıra kışlanıza götürün diye rica ediyoruz, bazıları ricadan anlamıyor. Bazılarına kötü davranmak zorunda kalıyoruz. O sıra Kızılay Meydanından Genel Kurmaya kadar gittik. Ama giderken hem insanları eziyorlardı hem polis araçları ezerek geçiyorlardı. Hala darbenin olduğundan haberimiz yoktu. O sıra tankın üzerindeyiz ama bazı insanlar da arkadan geliyor" dedi.
DARBECİ KOMUTAN ASKERE VUR EMRİ VERDİ
4 özel harekatçı polisin de desteği ile ön kapıdan Genel Kurmayın bahçesine girdiğinde darbeci askerin "vur" emri verdiği askerin namlusu ile karşı karşıya kaldığını anlatan Muammer Erkaya;  "Genel Kurmayın önüne geldik, geldikten sonra orada bir kalabalık vardı. Geldikten sonra içeriye girdik. İki tane helikopter genel kurmayın içine girmeye çalışıyordu. O sıra 4 tane özel harekat polisini gördüm. Biz kapıdan değil de yan duvarlardan genel kurmaya girmeye çalışıyorduk. Ondan önce de yaralıları taşıdık, üstümüz başımız her tarafımız kandı. Terlemiştik, çok yorulmuştuk. Oradaki özel harekat polisleri oradan girmeye çalışmayın, kapıyı kırıp içeriye girelim dedi. Biz de cesaret aldık. Ne var diye sorduğumuzda hem genel kurmay başkanı Hulusi Akar’ı kurtaralım darbe var dediler, o sıra öğrendik darbeyi. Kapı sürgülü, araları plastik. Plastikleri kırdık 50-60 kişi kapıyı sallayarak içeri girdik. Zaten önümüzde 2-3 metre mesafelerle askerler vardı. Kimi mevzilenmiş 30-40 tane asker bize silah doğrulttular. Başlarındaki şerefsiz (komutan demeye dilim varmıyor) herkesi vurabilirsiniz atış serbest dedi. O sıra bana tutan asker ben yapamam komutanım dedi kafasını çevirdi, o askeri o komutan vurdu. Biz o sesle kendimizi dışarıya attık. Zaten o sıra her tarafı taramaya başladılar. Ben vurulmuşum haberim yok ama vurulduğumdan. Biraz uzaklaşayım, karşı köprünün olduğu yere geleyim dedim. Köprünün oraya kadar koştum, tank namlusunu polis aracına geçirmiş insanları köprüden ata ata, sürüklüye sürüklüye geliyordu. Namlu düzelince orada da bir ölümden kurtuldum diyebilirim. Sonra karşıya koşayım dedim, orada 30-40 kişi sıkışmıştık, çünkü helikopter sağdan tarıyor, sol taraftan da tanklar geliyor. Biz karşıya koşarken 1-2 metre havaya uçtuk diyebilirim. Çünkü ben de havadaydım, arkama helikopter düştü zannettim, o sıra meclise bomba atmışlar. Yere düştüm baktım burnum kanıyor. Sonra ayağa kalkayım dedim, ayağa kalkarken vücudumda hiç direnç yoktu. Ayağa kalkmaya çalışırken helikopter tararken o sıra bir tın sesi, görüntü gitti kulakta ses gitti." 
UYKUMDA NAMAZ KILIYOR, MEZARLIKTA KOŞUYORDUM
Hava saldırısında ağır yaralanan Muammer Erkaya, bir anda bastıran uyku halinde rüyasında namaz kılıp, mezarlıkta koştuğunu söyledi. 
Uyku halinden jet sesleri ile uyandığını söyleyen Erkaya, şunları söyledi: "Jet sesleri ve silah sesleri ile uyandım.  O sıra sadece sağ elimi kullanabiliyorum. Sağ elimdeki bayrağı da hiç bırakmamışım. Sol elimde direnç var, vücudumun hiç bir yerinde direnç yok. Biri geldi hepiniz yoldasınız sürünebilen sürünsün tank geliyor üzerinizden geçebilir dedi. O sıra bayrağı üstüme aldım sağ elimde hiç etki-tepki yoktu. Sağ elimle sağ bacağımı, sol elimle sol bacağımı kendime çektim. Ölümü bekledim diyebilirim orada. Sonra tank geçerken kemik seslerini duydum. Sol elim sıcak bir su zannediyordum ama ziftin üzerinde su olmayacağı için büyük ihtimal kandı. O sıra biri daha geldi abi seni almak zorundayım dedi. Bana demiyor zannettim ilk başta tepki vermedim. Tabi o sırada benim boğazım kesilmiş hiçbir şeyden haberim yok. Tekrar bağırdı, abi seni almak zorundayım dedi. Ben de durumu kötü insanlar varsa onları alın götürün benim durumum iyi dedim. Çünkü nefes alabiliyordum, önceden de yaralıları taşıdığım, durumu kötü insanların olduğunu bildiğim için biraz daha onlara yardım edebilir diye düşündüm. Sonra elimi uzattım, o arkadaş abi kafan yok, vücudun parçalanmış, seni almak zorundayım dedi. Kafan yok deyince beni korkuttu, o sıra korku içine girdim, elimi boğazıma attığımda açıldığını hissettim. Beni kaldırdılar arabanın içine koydular o sıra arabayı süren kişi bağırıyordu abi ne olur benle konuş ne iş yapıyorsun nerede otuyorsun diye. Bir şeyler soruyordu ben de konuşmaya çalışıyordum, teknik ressamım diyordum ama kulağım duymuyor, Abidin Paşa’da oturuyorum diyorum yine konuşuyorum duymuyor, ismim Muammer Erkaya diyorum duymuyor. Baktım olacak gibi değil Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi "Biz dinimizi de beraber kazandık". Ben ona bir kez daha inandım, kelimeyi şahadet getireyim bari ölürken dedim. Kelimeyi şahadet getirirken öyle gür bir sesle çıktı ki yanımdaki çocuk da tekrarladı. O sırada, 15 Temmuz’da gözümü kapattım, 21 Temmuz’da gözlerimi açtım. Aradan 6 gün geçmiş, sonra şükrettim halime."
ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ VATANIMIZ, BİRLİĞİMİZ, DİRLİĞİMİZ YERİNDE
15 Temmuz sonrası yaşadığı her gün o gece verdiği mücadele ve ülkenin bu günkü huzurlu halinden dolayı sürekli şükrettiğini söyleyen Erkaya, 18 gün hastanede kaldığını, üç kurşun yediğini fakat darbecilerin eline geçecek bir ülkenin düşüncesi kadar acı çekmediğini söyledi. 
Erkaya; "Şükürler olsun ki vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı hala devam ettirebiliyorsak. Şuanda da devam ettirebiliyoruz. Onun için mutluyum diyebiliyorum kendi adıma. 18 gün hastanede kaldım, üç tane kurşun yemişim sırtımdan. Akciğer parçalanmış benim. Akciğer ameliyatı geçirdim, karın ameliyatı geçirdim, gözden iki kere ameliyat yapıldı retina yırtılmış. Şaraplen parçası boğazıma vurduğu zaman soluk borusuna zarar vermiş, boğaz ameliyatı da oldum. Küçük parçalar var sağımda solumda onların önemli olmadığını düşünüyorum. Bir tane son bir ameliyatım kaldı kara ciğerden. Fakat yaşadığım acıların hiçbirini hissetmiyorum bu gün. Bu gün için duam ve tesellim vatanımızın bekası ve huzurudur. Bütün dünya Türkiye’ye, hatta İslam ülkesine her zaman kötü olarak yaklaşmıştır. Hep de yaklaşıyor bunu hepimiz biliyoruz" diye konuştu. 
15 TEMMUZ "ÇANAKKALE RUHU"NUN TAK KENDİSİYDİ
"15 Temmuz’un başarıyla sonuçlanması biraz da Çanakkale savaşını da anımsatıyor" diyen Erkaya, Çanakkale ruhunu yaşadığı o geceye dair hislerini şu sözlerle dile getirdi: 
"Çünkü orada benim gördüğüm annelerimiz, kardeşlerimiz, bacılarımız, abilerimiz eline bayrağı alan hepsi. Çünkü elimizde silahımız yoktu ateş edebileceğimiz. Bir askerimiz vardı çünkü hiç kimseye kötü bir niyetle yaklaşmadığımız sürece onların da bize kötü niyetle yaklaştığını gördük. Ayrıca 15 Temmuz’un çok büyük bir yeri olduğunu düşünüyorum. Bir darbe yapıldığı zaman başarılı olduğunu gördük ama bu başarısız oldu. Bunu da tüm dünyaya gösterdiğimize inanıyorum. İçindeydim, yaşadım. Bir de şöyle söyleyeyim, Çanakkale Savaşını hiçbir zaman görmedim ama Çanakkale Savaşını yaşamış, daha da üstünü yaşadık. Ne anlatsam insanlar anlatıyor sadece diyebilir ama içinde yaşadığım için, içinde olduğum için o yaralıları, kolu, bacağı kopmuş, ortadan ikiye ayrılmış insanları, şehitlerimizi gördüğüm zaman şuan konuşmakta bile güçlük çekebiliyorum. Düşünmek istemedim hiç bir zaman, bazen de düşünmek istedim niye düşünmek istedim; hiçbir zaman unutturmamak adına düşünmek istedim. Düşünmek istemediğim konularda şuan cezaevinde olan FETÖ’cülere söyleyeyim, ceza evleri bile onlara yakışmıyor. Allah izin verirde o günü görürsek, asıldıklarını görürsek. Buradan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanımıza, başkanımıza da sesleniyorum, inşallah onların da asıldığını görürsek hem bizi mutlu eder, hem de şehit ailelerini mutlu eder. Hem de Türkiye’nin biraz daha rahatlamasını gösterir." 
Erkaya son olarak; " 15 Temmuz’da bu bayrak için gazi oldum, bu bayrak için şehit de olurum, gerekirse canımı, kanımı, bütün sülalemi veririm. Sanmasınlar ki bu vatan yalnız, bu bayrak yalnız, bu millet yalnız. Her zaman bu bayrağın arkasında ve yanında olacağız. Bu bayrak hiçbir zaman düşmeyecek, vatan sağolsun" diye konuştu. 


 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner88