Adını bilemiyom amma Kor Çerçi dellerdi. Tunanın kehden çıhıp, Beşpınar Bağlarından köye aşşağ yüzunguylu inerken, atının zilleri, şinay çemberinin şıngırtısı, gıyısına gıranına dahdığı goyun tıhırdahları, goç tohurdahları ve öteberi hışırtıları yüreğimizi kıpır kıpır eden, tarifi imkansız bir melodi oluştururdu. Hayallerimize sığmayan bir sevinç ve özlemle  beklediğimiz bu mutluluk arabasının sesini tâa uzaklardan bile olsa duyu duymaz yarış edercesine karşılamaya koşardık.
Kôr Çerçi’yi garşılamıya, gız uşağ Guccük Durağan odaynan Sağaralinin Bağlara gadar, erkeuşağ ise Osahmadin Ihsenin Bağların böğründen Beşinin Nuhunun Bosdanığa gatlek gopardıh. Konacağı Sunanın Ören’e gelene gadar peşi sıra arabasının bi onüne, bi arhasına geçerek apırcın olur, edırafında fır dönerdik. Azamatli bir heybetteki çadırlı arabasının içi, üsdü ve yannarına asılı şeher süpürgeleri, şişirilmiş gırmızı hosurtlahlar, rengarenk düdükler, laylun bebekler, oyuncahlar, işlengilik allı-gullü inciler, boncuhlar ve melefelerinen doluydu. Öjbe uşahlar yelikir, hosurtlahları patladır, atı parlatır ve asılı öteberileri neyi çalar diyi dirliksiz olur, bir sağa, bir sola, bir arhıya sürekli baharah elindeki gamçiyi şahıladarak “Öteıdin layn gavur toğmuları, alayıcığnızıda keslerim bah, babalarınızı Kâyânın Odasına çığıtdırır ziyannıh kesdiririm it dölleri” diyi azarlardı.

Bağırması, çığırması, azarlaması bile sevimliydi. Çünkü en çok beklenen, en çok özlenendi. Dünyanın en zengin, en imrenilir adamı, köyümüzün en kıymetli misafiri, gittiği tüm ortamların keyfiydi. O ve getirdiği öteberiler, gözlerimize süs, gönüllerimize neşe, köyümüze anlatılmaz bir renk ve zenginlikti.  Hayallerimizin odağı, mutluluğun ta kendisiydi.

Dırrrışşş diyerek atını alediğinde, “Çerçici geldi, çerçiçieeee” diye bağırmadan avrat, uşah tüm koy başına birikirdi. İpdi önce atının hamıdını çıharır, terbiye dahımlarını söker, pınarın oluğunda suladıhdan soğna, depesine kesmik torbasını dahar, ya Pullunun Satı’nın gaysilere bağlar, ya da Gıdı Bekirin bozlara zikgesini daban keserinin gotüynen çaharak örklerdi. Pınarın yamacındaki düzlüğü çalgıynan eyi bi süpürür, çullarını serer, üsdüne yavaş yavaş muazemesini millete gosderi gosderi düzerdi. Biz her eylemine yardım etmek isterdik amma, öteberilere zarar verir, biri bibişey yörüdür diyi sıhı tagıgat yapar, dikkat ve dirayetini gosdermek için çocuhlara surat asıp, “Öte durun, almıyacağsanız muazemeleri ellemeyin, öjbelik etmeyin düverim bah, anasının avutmadığ, babasının böyütmediği tüm sıpalar depemde” der afra tafra yapar sıhılardı.

Biri gô cızgılı, biri de garalı biyazlı iki böyük çulunu arhın başına serer, yiyecek ve oyuncahları onnarın tam üsdüne gordu.Gıyıları limelenmiş, yamalıhlı sekiz köşe şapgasını eline ve dizine vurarak çırparken “Para alıyom, buğda alıyom, yun alıyom, yımırta alıyom, laylun esgisi, alemiyon esgisi, pahır esgisi, çorab esgisi, gaysi çıgıdi alıyom, çerçici geldi çerçiciiiiiee” diyi bi bağrırdı. Gurulduğ alan çok geçmeden mahşer yerine dönerdi.

O tek at arabasıynan getirdiği öteberileri bi saysam nutgunuz durur. “Hacı Takgası”ndan, basdonundan, mesinden”, “İllallah Tespiğinden dutda, “Avrat Memeliği”ne gadar, “Ağazbağ”dan, “Galıçdan”, “Gıvşırdan”, “Zelvebağdan”, “Anadut Meşininden”, “İt Tortuna” gatlek, “Döşşek Yüzü”nden, “Soğukguyu Ayaggabıdan”, “Gıslavetten”, “Delikli Kilteden”, “Uçgur Lasdiği”ne gadar hepicığde vardı. Rengarenk “Yumahlar”, “İnciler”, “Etamin”, “Humayın”, “Basma”, “Pazen”, “Dikoltalar”, “Melefeler”, “Masıra”, “Meziro”, “Metire”, “İşlengi Gasnağ”, “Tığ”, “İşlengi Yusüğ”, “Allı Güllü Simler”, “Gıvrahlar”, “Gınalar”, “Kosüre Daşı”, “Cuvara Tütünü”, “Pakit Pakit Gotü Pambıhlı Maltepe”, “Gotü Pambıhsız Birinci, Bafra, Yenice Cuvaraları” Allahım neler yoğdu ki.  

Ötağ çerçiciler sadece “Baş Kili”, “Daş Duz”, “Hayva”, “Şemşamer”, “Pürçüklü”, “Turşuluh Şalah, Duğlek, Sarı Bosdan”, ne getirirdi amma Kôr Çerçi o tek at arabasıynan dünyayı köye yığardı. Hele o “Sohu Daşı”nın dibine serdiği güvez çulun üsdü, gıyısı, gıranı tüm öteberiynen kahılıydı. “Geçi Buynuzu”, “Püsguüt”, “Lohum”, “Sadırazam”, “Gırıh Leplebi”, “Iğde”, “Laylun Gamıyon”, “Laylun Horuz”, “Laylun Bebek”, “Düdük”, “Hosurtlah”, “Mavili, Gôolü, Yeşilli, Guvezli İnce Laylundan Avrat Ayaggabıları”, “Bürükler”, “Sormuh Şekeri”, “Tane Helvası”, “Sarı Sarı Tenekelerinen Gotveren Yağlar”, “Garton Gutularınan Zabah Yağları”, “Gul Reçili”, “Fisdannar”, “Dikoltalar”, “İç Donlar”, “Bürükler”, “Mintan”, “Duğmeli Goynek”, “Avrat Memeliği”, “Gızaların Yüzlerine Allıh”, “Dodah Boyası”, “Saç Filtekesi”, “Belik Bağ”, Şimşir Darah” talebeler için “Garatoh”, “Yaha”, “Temizlik Mendili”, “Sümük Mendili”, muallimler için “Tebeşir”, “Grafet”, “Şimşir Gaşşıhlar”, “Uflah”, “Kemik Saplı Pıçah”, “İt Tortu”, “Oğürsek Düveleri Çekerken Dahmanın Uçun Burunsalıh”, “Mal Yularları”, “Gaşağ”, “Ayna”, “Darah”, “8 Numaradan 14 Numarıya Gadar Lamba Şişeleri”,  “İdareler”, “Bit-Pire Uçun Toz Tetete”, “Bızağ Mısgası”, “Tırpan”, “Masat”, “Mala Davara Uşahlara Nazar Dağmesin Diyi Boynumuza Dahdığımız “Mısgalar”, “Hameyliler”, “Gôo Boncuhlar”, “Delikli Iğdeler”, “Al İplikler”, “Tarlıya Tapana, Düvene, Sapa Giderken Götürmek Uçun “Laylun Boduç”, “Elif Bâa”, “Namaz Hocası”, “Yasin”…. Yarabbi ahlımız orda galır, gözümüzü ayıramazdıh.

Hele o gaplar, gacahlar, assap, alat, tüken muazemesi, şeher öteberileri. “İlağen”, “Pahır Sitil”, “Saplı”, “Pahır Tas”, “Kirpikli Zehen”, “İlağençe”, “Guşşene”, “Helke”, “Peşgır”, “Irbıh”, “El İlağni”, “Kos Tavası”, “Maşa”, “Soba Gapağ”, “Meşiref”, “Grempet”, “Filteke”, “Sındı”, “Çuvaldız”, “Yorgan İnnesi”, “Lamba Fitili”, “İdare Fitili”, “Çekilmiş Duz”, “Çiti”, “Şaşmaz”, “Mintax”, “Tursil”, “Sanayağ”, “Süzek”, “İlisdir”, “Ağazbağ”, “Cilat”, “Şerbet Boyası”, “Gubür Gibi Toz Şeker”, “Mıhdar Çahmağ”, “Kirpit”, “Palasga”, “Mantar Dabancası”, “Ezvalı Mantar”, “Melek”, “Cino”, “Turbo”, “TipiTip”, “Özcan” sahızları, “Eflatun Gutulu 100 gr.lık Çaylar”, “Alllı Güllü Cam Bilyalar”, “Guccük Guccük Pilastik Askerler”, “Gurdale”, “Avrat Atgısı”, “Avrat Oynüğü”, “Dallama Gazah”, “Sormuh Şekeri”, “Elbiz”, “Evrağaç”, “Ohlağ”, “Meses”, “Yun Çıbığ”, “Daban Keseri”, “Zikge”, “Zencir”, “Örk”, “At Gotlüğ”, “Yan Gayişi”, “Zabınnağ”, “Bohlağ”, “Çokelik Çanağ”, “Desdi”, “Ağaç Çam Barhah”, “Düğdü”, “Kusgüç”, “Garga Burun”, “Zerze”, “Firek”, “Anedder”, “Dil”, “Sürgü”, “Demir Dirgen”, “Düven Dişi”, “Yaarn Üfeleme Filiğ”, “Arpa Şehriye”, “Maharnama”, “Iradıyo Pili”, “Iğ”, “Kirmen”, “Cızgılı Picama Çitleri”, “Ara Çapıdı”, “Dallama Fanille Goyneğa”, “Bel Guşağ”, “Uçgur Lasdiği”, “Sündürme Korse”, “Gripin”, Mala Davara “Ademin”, “Yeldif”, “Gara Melham”, “Sarı Melham”, “Hayva Yaprağ”, “Misvak”, “Goğdedeki Hırıltıları Kessin Diyi Vizzik”, “Topuhlardahı yarıhlara, Yüzlerdeki Kermelenmiye Garşı Vazelin”, “Gışın Hasdalandınnıydı Vurunsunlar Diyi Pelesen İnnesi”, “İnneyi Vurununcuh İlaç Gote Dağalsın Diyi Ovuşdurmıya “Golonyağ”, “Pambıh”, “Pakit Pakit Cilatlar”, “Baş Üfelemiye Sabını” ahlına ne gelirse hepicığde varıdı…..

Şarmatlılı Çerçi Topal Ese’de hosurtlah, mantar dabancası, sapban, laylun oyuncah ne getirirdi ya, onun getirdığ, Kôr Çerçi’nin yüzde biri bile olamazdı. Bizim koyün adamı alımına bek guvvatlıydı. Hemi bekde yazdıran olmazdı. Para kimsede bulunmazdı amma, birbirine iyeşerek “Çinik Çinik”, “Uruplağ Uruplağ”, “Çerik Çerik” “Buğda”, “Arpa”, “Pahla”, “Yulaf”, “Çavdar”, “Pahır Esgisi”, “Alemiyon Esgisi”, “Yün”, “Yımırta”,  “Çorap Esgisi”, “Gaysi Çığidi” ve “Laylun Esgisi” çekellerdi ki, yığdıhları zahrayınan Çerçicinin arabanın arhası çaha çaha kahılı olurdu.

Gambır Adozelin Çatalçeşmedeki çalılardan, Kâşifin Hacı’nın Balıhlı’dahı Yemşenlerden, Tomsunun Gadirin Guvemler, Tek Mezerin Ordahı Tikenner ve köprünün ordağ zivzeklerden  topah topah yun topladıydım. Acikde Hosurun Sülüman’ın, Dağlı Satılmış’ın, Goca Nurunun Mütdü’nün, İdinin Osman’ın ve Kaşifin Fadimenin davarlardan uğrunnadıp uğrunnadıp yun yolduydum. Yarım çinağ yahın gaysi çiğidim vardı. Pineden 4 dene de yımırta yörütdüm. Bi dene laylun tekerli horuz, biri gırmızı 3 dene hosurtlah, bi dene çağmeli düdük bi gutuda mantar dabancasına ezvalı mantar aldım. Hepisindende acik acik olmah üzere sormuh şekeri, gırıh leplebi, gabıhlı fısdıh, ığde, sadırazam, püsguüt ve geçi buynuzu verdi. Anam gurbanım bi gağnı öteberim varıdı. Dünya benimidi ya la…

Gırmızı hosurtlağa alı almaz şişiriyom, sağıma-soluma milleti kuçümsüyerek bahıyodum. Tüm koyün uşağ imrenerek hosurtlağma ve öteberilerime bahıyodu. Kim alabilir lâ bu gatlek muazemeyi. Aminim Vali gelse bu aldığığmın yarısına bile gücüyetemez. Gururdan göğsüm bi gabarıyo, gırışırken döşüm goğdeme sığmıyodu. Kose Veyisin Cemiş hasedinden çipliyi sivritmiş, “Bu oğlan ammada şişiyo” diyi beni kişifliyomuş. Nası ederse birden üsdüme yörüdü ve mağsız hosurtlağmı kahıp patlatdı. Şıltağnan höcüm etdim, alagucah buna bit umdum amma, kafir benden bek güçlüydü. Hemen çaldı beni altına aldı. Duşgama sumsaynan 4-5 dene kahdı. Üsdümü, başımı tüm gubür etti. Mintanımı yırtdı. Epiy bi ağladım. Beni  guveri guvermez Tostul Şekirenin bohluğun ordan verebe yoharı gaçarken nası daşınan gulucunun ortasına bidene daş döşediysem “Anıaahhhh” diyi geri döndü bana ılgamıya gılavlandı. Hemen boynumda sapbanımı çıhardım, gara bi daşı meşinine dürdüm, eyi bi gerip gözetledikden soğna zığratdıydım vallahi tam tuğmeninden vurup depesinin vıccırığnı çıhardım. Ordan yazıladım. Bizim havlıya gendimi atı atmaz çatalgapının garga burnunu tohasına kahdım, arhasından zerzeledim. Aminim gelmiş daha bizim gapıyı daşlıyo. İte bi kişkilediydim dikine aşşağ bi gaçıyo, hadi erkağse gel aminim.

Ötağ mavi ve guvez fosurtlahlarımınan nerdeyse 20 gün patlatmadan oynadım. Diğer muazemem Allah var bek dayanıhlıydı. Dama kerpiç ve helik daşlarının eyi bi Tuken gurdum ve açdım. Çerçiden aldığım öteberileri içine godum. Bıldır aldığım hepside tekerli laylun tahsim, laylun moturum, laylun gamıyonum apecer duruyodu. Loğyu gırana çekdim. Paşutlarınan dama gûl-gubür, toprah, çorah, bişirik gırıntısı, paylurdaş, marfuş ve kesek çekdim. Motur yolu, gağnı yolu ve “Susa” yapdım. Daş yığınnarından “Angare”, “Isdanbıl”, “Kohne”, “Dedik”, “Emirhan”, “Gışla” ne yapdım, Tekerli horuzumunan tüm öteberilerimi tükene godum, hergün vurrnnnn, hırrrnnnnn diyi ağzımdam köpükler saçarak, düdük çalarah, gontah sesi çıhararak bağrı bağrı oynarken, benden şanslı, varlıhlı ve mutlu başga bi çocuh olamaz derdim. Yalınız Dünyami abiminen Gulisdan ablam beni uğrunnadır, tukeni yarar, leplebiyi, püsguüdü neyi yir diyi elimde bi diynağnen, cebimde bi gağnı sapban daşıynan yasdıya gadar onnarı tagıp eder, toplunun önünden öyle Tukenimi kişiflerdim.  

Ula Babam bek zorlu adamıdı yav. “Aminim ne isdiyosan alayıcığnıda alıyım la sana” derdi. “Helgirin bi gözünü sana ayırdım, çerçi ne geldinniydi emrinde aminim.” derdi. Yalınız anam helgire oğlan dadanır, tükene, çerçiye yeygi gotürmüye alışırsa gumar ne oynar, hazını-dizini çeker, ocağmızı batırır diyi beni hazınevinden, pineden, holluhlardan hep uzah dutar, yahlaşdıhca azarlardı. Anama ha bire süver, daşlardım amma bana heç yüz vermez, dede –baba süverek guvalardı.

Havlımız, hayadımız, evimiz-ahırımız bek geniş, yeygimiz, hazınımız da bol olurdu. Ahırın girişindeki “Helgir”in yanı bi gağnı alet edavatınan kahılıydı. “Geçgere”, “Sıyırgı”, “Log Evi”, “Yaba”, “17 Dişili Sap Dırmığ”, “Anadut”, “Düven”, “Demir Dirgen”, “Melefe Yuma Tohaçları”, “Oküzlere Boyunduruh”, “Zelve”, “Dayah”, “Gağnı Ohu”, “Toğom Hâbesi”, “Bazar Hâbesi”, “Bekmez Toprağı”, “Melefe Kili”, “Baş Kili”, “Şelek”, “Terbiye”, “Gağnı Tekeri”, “Mazılar”, “Cerekler”, “Toyahalar”, “Çağlar”, “Dalgaralar”, “Halı Yasdıhları”, “Hasır”, “Çatal Gapı Sürgüleri”, “Zerzeler”, “Tohmah Halahaları”, Ahırda Gıyıya Germek Uçun Dişleri Çıhmış “Guzuluh”, “Bızalıh” Düvenneri”, “Örü Yayığı”, “Turşu-Bekmez Kupleri”, “Tahta Külekler”, “Çokelik Gumları”, “Süpürgeler”, “Çalgılar”, “Halbırlar”, “Gozerler”, “Teştler”, “Küpeli Gazannar”, “Bağ İlağenleri”, “Yüzleri Mal Bohuynan Suvalı Arı Gufannarı”, “Goşmalara Sohulu Iğler, Kirmenler, Çorap Örme Milleri, Yun Çıbıhları”, “Dutahlı Bulgur Çekme, Duz Çekme Daşları”, “Irgatlığa Su Gotürmek İçin Cemberli-Kussüklü-Zencirli Ağaç Bardah”, “Desdi”, “Çokelik Çanahları”, “Turşu Kupleri”, “Harfman Süprüntü Tehlizleri”, “Cücük Yemleri”, “Zavar Çuvalları”, “Guverçin Yuvaları İçin İçi Kesmikli ve Oyuh Tezekler”, “Mesesler”, “Tapan”, “Telerli Demir Saban” ve “Toğom Öynüğü” alayıcığda düzümüynen orda dururdu.

Hazın damının firağ, uşahlar gapıyı neyi açıh unudup, malı melalı töhmelediller, ite-kediye deriyi yardırıllar, ehmala gelip evi ziyana uğradıllar diyi Iğyinen örülmüş galın bi ipinen Oynüğne bağlı olarah bi tek anamda dururdu. Hergünün sağanını, ağartısını helkeynen yoğurt çalar, yidiğmizi yirik, yiyemediğmizide deriye ahdarırlardı. Çığ dutdurduğu sütleri ikiunde bi yayar, çıhan tereyhağlara topah duz atıp acıyağ yapar küleklere basardı. Hazın evinin gapısı bir gün açıh galmış, yadırgı bi gotveren kedi girmiş. Kafir şerefsiz deriyi yarıp yoğurdu tüm eve yaymış, sızgıt kuleğani helgirin altına yuvallamış, çokelik çanağnın birini gırmış. Gemik gurularının torbasını yırtmış. Anam bunu duyuncuh, elindağ evrağcınan gızlara bi ton zopa çekdi. Bi gağnı kahıç kahdı. “Baba yiyesice sıracalı kepezliler, yarin gişiye getdinniydi sizi bu ehmallığnan gapıya atallar.” Diyi çal ha çal. Guvermiş çokelik, pendir, çalma, eşgi, turşu, bulgur, düğürcük, yarma, pahla, misir, çedene, çaman, “İtâaler”, “Cece Komülü Arfmıtlar”, “Denesinin Birini Sapının Gotüne Daharak, Tefağyinen Goşmalara Asdığmız Salhım Salhım Üzümler”, “Tefekleriynen Misirler”, “Tefekleriynen Sunannar”, kuleklerinen yağlar, guyruhlar, et guruları, sızgıt, fığ, pırçah, mercimek, guru-diri hepicığde ordaydı.

Babam gendininde, horantanın da buğazına bek bahardı. Gurban olduğum ne isdersek alırdı. Kohniye getdinniydi, çerçici geldinniydi, meyvayı, zepzeyi, nevaleyi, öteberileri vallahi  batmanıynan alırdı. Anamda köyde en iyi iş-aş bilen, görgü görenek sağbı bek ıhdısatlı, stara sağbı Osmanlı bir avradıdı. Ula anam bi aş bişirirdi. Nası yaparsa dinimi-imanıma kafiri billah oluyum ki barnağnızı yirdiniz yav. Gışın bi tavıh, şibi, culuh, bodu ne kesdirir bi arabaşı yapar, elinin bereketindenmi neyise tüm köye yetirirdi.

O zamanlar gayfeltiymiş, öylen ekmağyimiş, ahşam yimağyimiş öyle bi ayrım yoğdu. Tüm köy öylen ahşam dimeden, zabahları bile “Herle”, “Duğürcük Aşı”, “Kesmeaşı”, “Gırmızılı Pilav”, “Baldırcan Börtlemesi”, “Cacıh Gurusu”, “Hazınnağ”, “Çullama”, “Bulamaşı”, “Gôo Pahla Gavuddurması”, “Bozaş”, “Pahla Piyazı”, “Bekmezli Yımırta”, “Bekmezin Üsdüne Yağ Eritmesi”, “Püsgullü Erişde”, “Guş Hamırı”, “Gabah Geri”, “Gurgünne”, “Fıhare Aşı”, “Südaşı”, “Mercimekli Pilav”, “Üzümlü Südaşı”, “Kesekli Çorba”, “Kesme Aşı”, “Bal Gavurması”, “Maş Pahlası”, “Pırçalıh”, “Cızlama”, “Kulleme”, “Kumpür Piyazı”, “Gumlu Kumpür”, “Pancar Aşı”, “Godana”, “Guş Pilavı”, “Guş Ekmağ”, “Soğrümlük”, “Çokelik Sündürmesi”, “Suvannama”, “Mıhla”, “Derdine Yan”, “Sahala Sarhan”, “Çokelikli Erişde”, “Cıbır Mantı”, “Hesdele”, “Bıdıh Aşı”, “Misafir Savan”, “El Gordülük”, “Seyfene”, “Mart Mantısı”, “Gatıhlı Aş”, “Koremez”, “Gırmızılı Pilav”, “Dereotlu Pilav”, “Gangal Gavurması”, “Şaşdım Aşı”, “Cinni Gelin Çorbası”, “Tavıh Gotü”, “Sığır Savan”, “Yımırtalı Omaç”, “Mahmıt Omacı”, “İt Azıdan”, “Suvan Cücuğü”, “Hatın Aşı”, “Bezdirme”, “Baduç Gavurması”, “Batırıh”, “Bayram Kombesi”, “Börek Çorbası”, “Çiğleme”, “Duğün Pilavı”, “Cıbır Pahlavusu”, “Gabaklaş”, “Gendeme”, “Komme”, “Herle”, “Hunnah”, “Leylayı Gadir Makarnaması”, “Garıız Koftesi”, “Garaçuval Helvası”, “Kirtimburt”, “Gobelekli Borani”, “Nevzine”, “Pehli”, “Bekmezli Aş”, “Sulaç”, “Zülbiye”, “Tabahruhu”, “Tırhıt”, “Toygaaşı”, “Yağlama”, “Yangıç”, “Yoğurtluaş”, “Babalanmalıh”, “Oğsüz Doyuran”, “Dönderme”, “Gızılca Aşı”, “Un Koftesi Yuvallama”, Bulamaşı, “İlahan Sarması”, “İç Pahla”, “Gaypah Hamırı”, “Etli Pilav” ve Yüzlüklü Cacıh” gibi aşları her öğün yerdi.

O zamanın toz şekerleri gubür gibiydi amma sadece “Gadeyif”, “Sütlü”, “Pahlavu”, “Sini”, “Yüz Ağardan”, “Etimek” ve “Gurabiye” datlılarını satın alma şekerden yaparlar, galanına da “Gaysi, Erik, Elma, Armıt Hoşafları”, “Un Helvası”, “Savsanna”, “Deşirik”, “Gelin Gobağ”, “Şeher Helvası” ve “Haside” gibi datlıları da bekmezden yapalardı.

Çerezsiz ağşam olmazdı. Sobanın üsdündeki isli gazannarın ya da guşşenelerin birinde sürekli “Misir Hediği”, “Sarı Bursa Buğdayı Hediği”, “Ağ Pahla-Nohut Islaması” olur, gış ekmağ yapılıncı da sacda “Gavurga”, “Şemşamer”, “Bosdan, Duğlek Çığidi Gavurma” işleri yapılır, dokkünün alazınada gabah komülürdü.   

Rahmetlik anam heç erinmeden ve gızlara iyeşmeden, ağşamları itağyi serer, bi ilağen hamır eşgiler, zabağnan da gahıncı ya dokkü çekip tandır yahar, ya da guzineli sobada “İçi Guyruhlu, Kıkırdaklı Saya Çöreğa”, “Bol Tereyağlı Barnah Çörek”, “Misafır Börağ,” “Şeher Börağ”, “Çokelikli İşli”, “Yağlı Bazlama”, “Kumpürlü İşli” ve “Yımırtalı İşli” ne yapardı. Zatin “Çaman”, “Bekmez”, “Turşu”, “Çalma”, “Eşgi”, “Çalhama”, “Deri Yoğurdu”, “Süzme”, “Guvermiş Çokelik”, “Gôo Pendir”, “Tezek Kozüne Yımırta Kommesi” ve “Kumpür Kommesi” suframızdan heç asik olmazdı.            

Anamı naniye muhdaş bi fıhare gızıyken 200 çinik buğda, 4 tohlu, bi düve, özün gıyısındahı 2,5 dönüm bosdannıh, “Süt Haggı” ve “Gardaş Yolu” gibi kesimli başlığnan nişannamışlar, gırh batman yun, 11 beşibirlik, 20 gremse, bi gerdannıh ve köyde kimsede olmıyan 5 at arabası gayit cehiziynen gelin getirmişler. Babam at-gatır, tarla-tump, bağ-bosdan sağbı varıyetli bi horantanın uşağyımış. Ana tarafımdan böyüklerimiz gûvağmiz bek eyce, gızım gişine sağap ol, Allah etmesin üsdüne guma ne alır.” Diyi çoh tembihlemişler. Anamın titizliği, işcimanlığıda babamdan geliyodu. Anamın cehizi yüklüğün orda apacer dururdu. Garuüllesi, gomüdünü, ceviz sandığ, aynası, işlengili süpürgesi, kusdüm yasdıhları, işlengileri, etaminleri, humayınları, bıcahlıh için diktiği gaşşıhlıh, babasının evinden getirdiğı samırsah düvecağ, cacıh gıyacağ yeni alınmış gibiydi. Babam tüm işlerini özenerek yahışığyınan görürdü. Anama da çoh dil döker, bek şiferdi. “Eline gurbanım avrat, her yerine gurbanım, bi su goysanda yağarnımı bi gucahlasan n’oldu” diyi favüllü ılgamalar yapar, anamda ona “Het papaz, unun-duzun içinde, çolun-çocuğun yamacında utanmıyoda kafir” diyi azarlar sırtına elini bekiderek yarı gulümsemeli sumsalar vururdu. Babamda heç gızmaz, öyle gülerdi la…

Babam görgü-gorenek sağbı asaletli bi adamıdı. Ekmağ-aşı yinilir, hanedan bi herifdi. Kimsiye paraynan pulunan iş yapmazdı amma, bizim köyde ve çevre köylerde eyi bi gonşu, eli uz bi usda olarak bilindiğinden her işe yardımı isdenilirdi. Muazzam sap salı çatar, saman çeteni gurar, “Sabınna”ya doldurduğu gurumlu yoğurdunan gağnı mazılarını yağlar ve yanıh duman çıhatdırarak siren sesiğbi gıcıladırdı. “Ağri Çuvaldızınan Gotlüklü, Dürtmeçli, Ütelenmiş Diynekli Semer” diker,  “Cağaldah Gıyılarından Biçdiği Gamişlerinen Halı Yasdığı” Doldurur, “Yer Hasırı” Örer, “Havlu”ların “Çatal Gapı”larını, “Pine”, “Guzuluh”, “Bızalıh”, “İt Evi”, “Kôm”, “Helgir”, “Dümlek”, “Çırahmannıh”, “Tandır Pecesi”, “Kulle Deliği”, “Siyeç”, “Çörten”, “Bişirik”, “Basdırıh”, “Dam Açıp-Örtme”, “Musul”, “Örük”, “Haft”, “Şamdırıhlıh”, “Depe Deliği”, “Çitilgi Çitime”, “Ahır Sekisi”, “Tahdalı”, “Bıcahlıh”, “Sedir”, “Örü Yayığı”, “Sumat Tahtası”, “Gadelik Taha”, “Çar” ne gibi düzenekleri muazzam onarırdı.

Ula beni bişekil sever, buğazıma bi bahardı ki... “Lâ gurbanım sana lôooooo.” diyi bi bağrıncı tüm koy duyardı. Dutduğu yerde sıhıca gucahlar, yüzlerimi ısırırcasına öper ve “Hadi kölen olurum bana eyi bi soğ lâ gurban olduğmmm.” derdi. Bende babama ana avrat, gelmiş, geçmiş, cet, cibilliyet, ör- kok direni direni bi soğördüm, gurban olduğum buna bi gururlanıp sevinirdi ki sormayın. Koyde en iyi ben söğyodum. Millet babama “Ihsen Ağa oğlan maşşallah bek ahıllı, güzel söğyo, Ona bi gôo boncuh, ığde, hameyli, mısga ne dahın yavrım, milletin gozü dağer.” Derlerdi. Koyde en iyi ben soğdüğüm için tüm omuzlarım, döşüm neyim her yerim hameyli, mısga, gô boncuh, ığde ne doluydu. Sanırdınızki bu Plevne Gahrimanı Gazi Osman Paşayım. Kime soğsem bana hedayeler, öteberiler veriyo, Maşşallah, Allah nazardan esirgesin, anasına, babasına bağışlasın, goz edenin gözü çıhsın” diye dujalar ediyodu. Ula noğrecağniz benim soğmemi yav, biz Çerçicileri annadıyoduh nerelere geldik. Aminim başga laflara girdik, Kôr Çerçiyi unutduh. Neyse lafı dağatmıyağan...

Kôr Çerçinin köye gelmesi böyük-guccük alayıcığmız için adeta bi düğün bayramdı. Yasdı ezeni ohunup, ayın ışşığ çıhana gadar Sohu’nun dibinde muazeme satardı. Geç vahıt oluncu da o gün ya bizim köyde yatar, ya da tüm öteberilerini deşirip arabasına yükler giderdi. Biz çocuklar Çerçici gidene gadar, zabahdan yasdıyaca hep onun böğründe oturur ya da grup grup türlü türlü oyunlar oynardıh. Öyle oyunlar oynardıh ki, hiç yorulmaz, hiç bıhmaz o günün bitmesini heç istemezdik.

O zamanlar bi gağnı oyun bilirdik. Aminim şindiki gibi keveke değalidik yâ... “Yumuçma”, “Ay Gordüm”, “Arayı Kesdim”, “Eşin Kim”, “Gabara Cücüğü”, “Komen”, “Kıfkıf”, “Daş Doğşü”, “Sek Sek”, “Dalya”, “Çoğdülüçüş”, “Pendiri Pörtlek”, “Gulah Gımçıtma”, “Bağdili Baş”, “Yağ Satarım”, “Muallim”, “Duğün Kâyâsı Zobu”, “Sağdıç Doğme”, “Eşşek Gaçdı Kurtün Düşdü”, “Korebe”, “Ganet Çelme”, “Gurbağ Şişirme”, “Tossbağya Binme”, “Horuzu Ötmez Bosdanı Bitmez”, “Dayın Kim”, “Dayına Dayayım İçini Boyayım”, “Merdufan Gurma”, “Elma Yanah”, “Hayvacı Geliyo Hayvacı”, “Çocuh Ohutmaca”, “Kişgirik”, “Kemikci Komükcü”, “Mahara”, “Çal Ha Çal”, “Eşşek Doğme”, “Sığır Sürme”, “Goç Kahması”, “Dutduğna Binme”, “İt Guvalamaca”, “Tukenci”, “Keklik Pır”, “Gız Almaca”, “Dızdırıh”, “Davşan Hotlatma”, “Adam Börtleme”, “Pahla Sulama”, “Duyduh Duymadıh Dimeyin”, “Mıhdar Kaya”, “Namaz Gıldırmaca”, “Şeki Şahan”, “Bodu Yımırtlatma”, “Masmana”, “Allı Durna” Yağ Yağ Yağmır, Teknede Hamır”, “İnne Minne Ucu Dinne”, “Naldırmaç” “Miri Miri Miriği, Guveriverdim Kırığı”, “Lalek Lalek Havada”, “Garga Garga Gak Didi”, “Yuğsük Filcan”, “Gabah Oyunu”, “Yımırta Üfleme”, “Kosem Gendi Oh Gibi Yuvallandı Top Gibi”, “Korük Oyunu”, “Gocaların Yüzünü Ağartma Oyunu”, “Demir Gazzıh Oyunu”, “Deve Oyunu”, “Araboğlu Oyunu”, “Cemalcıh Oyunu”, “Arı Vızvız”, “Ayağım Nallı”, “Guverçin Tahlası”, “Lıt”, “Tıp” “Hotah”, “Komme Çelik”, “Birdirbir”, “Anankim” ve “Ebemhoo” gibi bi gağnı oyunun her birini gızlı erkekli gurup gurup uşahlar çerçicinin edırafında oynar dururlardı.

Biz çocuk olarak bu oyunlarla şenlenirdik ama, gençler ve böyük adamlarda oralarda sorudur, sanıdır, dinelir, muhabbetin gözüne vurullardı. Her biri birbirinden ağlenceli ortamlar olan “Goç Gatımı”, “Çiğdem Gezdirme”, “Saya Gezmesi”, “Arabaşı Geceleri”, “Koy Odası Sohbetleri”, “Anığnası”, “Gûvâ Dıhma”, “Salavat Sellallo”, “Garatoh Geceleri”, “Gubuz Düzenağ”, “Laf Çatma”, “Lafı Gucağ Düşürme”, “Depdebi Muhabbeti”, “Oğsüz Çukü Yahma”, “Bazlama Yağlatdırma”, “Mal Gutme”, “Cacıh Deşirme”, “Ava Getme”, “Çiğdem Sokme” ve “Ferfana” gibi ortaklaşa eylemler tüm insanlara yaşam sevgisi ve enerji verirdi.   

Ula gurbanınız oluyum. Ne böyük adamlar, ne zengin gönüller, ne babacan gonşular, ne ağlenceli ortamlar varıdı yav... Bitkiler nimet, hayvanlar mübarek, israf haram, eziyet gunaf, paylaşmama ayıp, saygı, itaat zaruri, böyük herkesin böyüğü, guccük herkesin guccüğ, yumuş dutma, ve “He” deme, “Buyur” deme, “Hızmat Etme” kaçınılmaz görev; yazıda koy gayreti, köyde soy gayreti ve horanta şiarı hepicığninde vazgeçilmez ilkesiydi.

Artan nüfus, yetmeyen ekonomi, eğitim, sosyal güvence, iş, istihdam ve geçim dertleriyle tetiklenen göçler başlayıp,  şehir kültürü de baskın gelince önce duygularımız sonra doğa öldü. Zirai ilaçlar, sevgisiz gönüller, merhametsiz büyükler ve saygısız çocuklar töredi. Koylü dayanışması, muhabbetli ortamlar, galabalıh haneler, vefalı dostluhlar, paylaşılmasından gurur ve keyif alınan bereketli sufralar bütünüyle tarihe garışdı. Sahi siz o günlerden beri lezzet, muhabbet, neşe, sevgi ve dostluk denen güzellikleri hiçbir yerde görebildiniz mi?..  Hepsi teknoloji illeti, bencillik hastalığı, ikbal, unvan ve zenginlik yarışı ile bozulan büyük-küçük saygı hiyerarşisinin çarkları arasında ezilip çöpe dönüştü. Herkes o günleri arıyor ama bulabilecek bir fedakar çıkaramıyorlar. İyi biliyorum ki çıkmayacakta.. Hadi erkağseniz siz getirin o ortamları…          

Rıfat ÇAKIR

rcakir@ailevecalisma.gov.tr

0537 587 27 80

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YAHYA AKSOY 2019-12-05 19:50:26

sevgili hemşehrimiz rifat çakır,yozgat yöresi halk kültürüne büyük hizmetler vermekte.yurt içinde ve dışında yozgat kültürünü en iyi bir şekilde temsil etmekte.gönülden kutluyor başarılar diliyorum.

Avatar
Şükran Şankazan 2019-12-03 21:53:45

Muhteşem

Avatar
Osman YALÇIN 2019-12-10 21:23:22

Okudukça zevk aldığım Yozgat şivesinin en mükemmel şekliyle kaleme alındığı bir anlatım olmuş tebrikler Kıymetli Rıfat Çakır abim.

Avatar
Dursun Erkılıç 2019-12-11 13:15:29

üstat kaleminden yozgat damlıyor. kalemin de kelamın da tükenmesin. selamlar...

Avatar
Mehmet Yücel 2019-12-11 23:47:36

“Sarı sarı tenekelerinen gotveren yağlar!”
çocuk yaşta başka yere göçmemize rağmen bu hariç diğerlerini çözdüm. Elleham ne olduğunu açıklarsınız. Kaleminize, yüreğinize sağlık hemşehrim.