DOLMUŞ muhabbetini büyük şehirlerimizde yaşayan herkes bilir. Ferdi taşıma araçlarındaki Anadolu’da merkep tabir edilir toplu taşıma araçlarına geçişimiz ki bunlarda dolmuş olarak bilinir, hayli sıkıntılı olmuştur. 
Anadolu’nun kırsal kesimlerinde kullandığımız yegane vasıta ya da günümüzün deyimiyle ‘’Ulaşım aracı’’ merkeptir. Bazıları kaba bir şekilde bu hayvancağıza ‘’Eşek’’ derler ki, ayıptır. Eşek bile olsa eşeğin yüzüne karşı eşek denilmez. Nitekim hırsızlara ve hortumculara da ‘’Sen hortumcusu’’ denilmez, bilakis ‘’Beyefendi’’ diye hitap edilir. 
Merkebin vasıta olarak kullanıldığı zamanlar…
Ah ne günlerdi onlar! Işık derdi yok. Yaya geçidi yok. Geçiş önceliği yok. Merkeplerden hangisi atik davranırsa o önden geçer. 
Merkepler bizim yoldaşlarımızdır. O sebepten çokça atasözlerimiz vardır merkep üstüne. Merkepler gün gelip yükümüzü çekmez olunca motorize sevkiyat araçlarını icat etmişler. Dolmuşların çıkışı da bu sıralara rastlar. 
Şunu söylemek gerekir ki, dolmuşlar bizim bünyemize uyum sağlayamamışlardır ama sonunda biz onları kendimize uydurmayı bilmişizdir. 
Dolmuş kelimesinin lisanımıza nasıl girdiğini inceleyelim. Dolmuş yolcularını birinci duraktan alıp ikinci. Üçüncü, dördüncü durağa geldiğinde vatandaşımızın şöyle bir merdivene ayak basıp içeride yer olup olmadığına bakmış. Arkasındaki vatandaşımız da ‘’Birader dolmuş mu?’’ diye sonunca merdivene ayak basan vatandaş ‘’Evet amca dolmuş’’ demiş. İşte böylece dolmuşların ismi verilmiş. 
Demek ki dolmuşların isim babası yurdumuzun zeki insanlarından biriymiş… Kim bilir kim…
Vatana millete hayırlı olsun.
Dolmuşların ismi verildikten sonra içinin dizayn edilmesine gelmiş sıra. Öncelikle çıkartmalar yapıştırılmış. ‘’Liselim’’, ‘’İsyankar’’, ‘’Şoförde Sever’’, ‘’Rampaların ustasıyım, gözlerinin hastasıyım’’… Bunlar sürücü tarafındaki yazılar. Bir de muavin tarafındaki dizayn söz konusudur ki, bir ayıcık, bir ayna mutlaka cama yapıştırılmıştır. Yazılar ise şöyle sıralanır. 
‘’Sevmek suç mu?’’, ‘’Gözlerin güzel ama bakmasını bilmiyorsun’’, ‘’Bana öyle melun melun bakma güzelim biliyorum birazdan sende ineceksin’’, ‘’Her şey bahane, minibüs şahane’’, ‘’Saçların yansın’’
Bir de dolmuşlarda en sık rastlanan ‘’Müsait bir yerde inebilir miyim?’’ cümlesi vardır. Dolmuşlar kültürünün adeta sloganı olabilecek bu cümle ile ilgili, zaman zaman komik diyaloglarda yaşanır. Mesela;
‘’Dili sürçen bir yolcu, şöyle der’’ ‘’Müsait bir yerde iner misiniz?’’, 
Şoför, ‘’Niye hemşerim sen mi kullanacan…’’, 
Yaşlı teyze, ‘’Sağda Mübarek bir yerde indirirmisin’’
Şoför, ‘’Az ileride cami var, seni orada bırakayım teyze…’’
Yolcu, ‘’Mükemmel bir yerde inebilir miyim?’’
Şoför, ‘’Buyurun size layık değil ama…’’
‘’ŞÜPRÜZ’’
Doğum gününde ışıkları kapatmak mıdır?
Sevgililer gününün son dakikalarında bir gül almak mı?
Yok hayır
Bence sürpriz
Masadaki kızarmış ekmektir.
Sabah uyandığımda yanımda olman, 
Yağmur yağarken bulutun arkasından sıyrılan güneş
Aç olmayan bir sokak köpeğidir.
Sürpriz,
Patikadaki bir papatya
Bağcıklarını bağlayan beş yaşındaki bir çocuk
Su birikintisinden su içen yavru güvercin…
Sürpriz, 
Cuma günü temiz önlükle eve dönmesi küçük çocuğun
Mektup bırakmasıdır sevdiğin kızın sıranın altına ilk okulda
Annenin cebine yüz kuruş fazla para koymasıdır
Bakkal Cevdet Abi’nin gofret ısmarlaması
Sürpriz
Yerler ıslak diye top oynamanın verdiği acının yarım saat sonra güneşin açmasıyla bitmesidir
Sürpriz…
Ne pırlanta yüzüktür
Ne de herhangi bir şeyin gümüş anahtarı
Sürpriz
Masadaki kızarmış ekmektir.

ERDEM BİLGİ

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner88