Okumadan yorum yapan ve fikir beyan eden bir toplumuz.
Mesela adam ömründe hiç tarih kitabı okumamıştır ama Vahdettin, Atatürk veya Abdulhamid ile ilgili çok keskin, derin ve net yorumlar yapar.
Zannedersiniz tarih profesörüdür.
Çanakkale’yi Kurtuluş Savaşı’nı kafasına göre bir anlatır hayran kalırsınız.
Önceki gün hastanenin eski taş binasıyla ilgili bir haber yaptık ya adamlar gün boyu yorum attı.
Beş katlı ucube binanın geçmişte zaten yandığını, bir halta yaramayan ve daha dün inşa edilen beton yığını olduğunu söylediler.
Biliyorum bu yazdığımı da okumayacaksınız ama bizim yıkılmamasını istediğimiz bina o değil kardeşim.
Okumadıysan görsellere baksaydın bari.
Biz, 1933 yılında Gazi Paşa döneminde inşa edilen, mimarisi Türk-İslam mimarisi olmayan, Osmanlı’nın mimari izlerini taşımayan, bizim medeniyetimizin ürünü olmayan ama öyle ya da böyle bizim olan, bize ait olan, bizden olan tarihi taş binanın yıkılmamasını istedik.
Eğer bu tarz binalarında yıkımını istiyorsanız İstanbul Beyoğlu’nun tamamını, Ankara Ulus ve Kızılay’ın yarısını yıkmamız gerekir.
Yine sizin zihniyetinize göre Sarıkaya’da bulunan Roma Hamamı’nı da yerle bir etmek şarttır.
Çünkü Roma döneminde yapılmış bizim medeniyetimizi yansıtmayan bir kalıntıdır orası.
HER ŞEYE RAĞMEN
Nereden başlamak lazım bilemedim.
Bazen bu satırları doldurmak üzerinize çok büyük bir yük olarak geliyor.
Beceremediğiniz ve yapamadığınızdan değil tabi ki…
Her yazıda yazının hakkını verme sorumluluğunu hissetmeniz lazım.
Yaklaşık 4 yıldır köşe yazısı yazıyorum.
Bu sürenin ilk 6 ayında haftalık yazılar kaleme aldım.
Akabinde haftalık bana yetmedi ve süre uzun gelince günlük yazmaya başladım.
Bazen yaşadıklarım ve gördüklerim neticesinde ‘yazmayı bıraksam mı!’ diye düşündüğüm oldu.
Bu gibi durumlarda vazgeçmemem yönünde uyarılarda bulunan isimlere her zaman minnettarım.
Fuzuli diyor ya hani “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil”.
İşte Yozgat’ta bu durumun aynısına düştüğümüz çok oldu.
İnsanların görmek istediğini gördüğü, anlamak istediğini anladığını ben biraz geç anladım.
Laf olsun diye konuşanların daha fazla itibar gördüğü…
Yapmak için yapanların yapıcı ve usta gibi muameleye tutulduğuna şahitlik ettim.
Varmak ve anlatmak istediğim nokta şudur.
İnsan neyle karşılaşırsa karşılaşsın, içinde bulunduğu durum ve şartlar ne olursa olsun en iyisini yapmaya, mükemmele ulaşmaya çalışmalı ve bu istekle çalışmalıdır.
Onun için doğru bildiklerimiz ve inandıklarımızın izinde gitmeyi sürdüreceğimizden kimse kuşku duymamalı.
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Farklı bir görev alacağı konuşulan isimi.
*Yeni değişimlerin yaşanmaya devam edeceği sektörü.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol