PİYASALAR oldukça istikrarsız. Dövize bağlı fiyat artışları istikrarsızlaştı. Kim neden nasıl zam yapıyor, anlamak, yetişmek mümkün görünmüyor. Birbiri ardına açıklamalar yapılıyor. Piyasalarda özellikle suni artışları önlemeye yönelik denetimler, Ticaret Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülüyor. Bu dalgalanmalar bir süre daha devam edecek...
Türkiye, bunun gibi çalkantılı günleri daha öncede yaşadı. Kimileri ciddi zarar gördü. Kimileri köşeyi döndü. Ama sonuçta sıkıntılar atlatıldı. Bu da gelip, geçecek. Bu günleri de yarınlarda, bu günlerde 'önceki gelip, geçenleri' andığımız gibi anacağız. Hikayelerimiz olacak.  Fıkralarımız yenilenecek. Heyecanlarımız doruğa ulaşacak. Kimilerimizin dizleri kızaracak, vurmaktan. Her zaman olduğu üzere bu günler yarınlarda unutulup, kimileri zengin, kimileri çok daha zengin, kimileri fakir, kimileri çok fakir olacak. Kimileri de bu gelip geçenleri görmeden toprak olup, ededi istirahatine çekilecek. Dünya hali bu. Yapacak bir şey yok...
Hepsi gelip gelecek. Ama bu ilk olmadığı gibi son da olmayacak. Bundan emin olabilirsiniz. 'Dün dünde kaldı' anlayışı ile yarınlara 'merhaba' dediğimiz süre içerisinde, bugünü gördüğümüz gibi, yarınlarda da bugünlerde yaşadığımız sıkıntılı dönemleri göreceğimizden kuşkunuz olmasın. Umarım yanılırım...
Bu günleri... Bu sıkıntıları... Bu anlamsızlıkları...Yarınlarada bir daha yaşamayacağımı umuyorum. Bir daha olmayacak anlamında söylemiyorum. Allah bilir ama kalan ömrüm açısından öyle görünüyor. O görüntü içerisinde baktığımda, çocuklarımın ve torunlarımın da bugünleri görmelerini istemiyorum. O nedenle de, gerekenin yapılmasını, kalıcı çözümlerin ortaya konulup, uygulanmasını bekliyorum. Beklemenin ötesinde de yapabileceğimi yapıyorum, yazıyorum. Ötesi yok...
Yaşananlardan hepimizin ders çıkartması gerekir. Dün çıkartılmadığı, gerekli önlemler günübirlik alındığı için bugünleri yaşıyoruz. Bunun analizinin iyi yapılması lazım. Biz üretmiyoruz. Daha doğrusu üretimden vazgeçtik. Tüketim toplumu haline döndük. İthalatımız, ihracatımızın çok gerilerinde kaldı.  Makas açıldı. İthal ettiğiniz her şey için dövüz ödüyorsunuz. Ödediğiniz döviz sonsuz değil. Üretmediğiniz, ihraç etmediğiniz için kaynak tıkanıyor. Sıcak para bitiyor. Üretmediğimiz için tüketmek zorunda olduklarımızı alabilmek için faiz ödüyoruz...
Konu derin. Derin olduğu kadar çözümü fazla kafa yormadan mümkün. Yapmamız gereken... Daha doğrusu bu ülkeyi yönetenler, Türkiye'de yerli üretmi destekleyip, daha fazlasının ve kalitelisinin üretilmesi noktasında gerekli desteği vermesi gerekir. Tarım alanları boş tutuluyor. Tarım alanlarında hibrit denilen tek yıllık bitkiler yerine, bizim kendi öz varlığımız olan çok yıllık tohumlarla tarımsal üretimlere yönelmeliyiz. Hayvancılık sektöründe, yerli ırkların artırılarak, kaliteli hayvansal ürünlerimize sahip çıkmalıyız. Yoksa, bu da gelir, geçer. Ancak, bir süre sonra gittiği gibi gelir... 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner88