ELEŞTİRMEYİ seven bir toplumuz. Kızmayı, yerden yere vurmayı seviyoruz vesselam…
Fakat bunları yaparken neden-sonuç ilişkisini göz ardı etmemek gerek.
Çoğu zaman kurumları eleştiriyorum. Kurumların yanlış bulduğum çalışmalarını kaleme alıyorum ama “İnsanımızda hiç mi kabahat yok?” diye, düşündüğüm zamanlar da oluyor.
Mesela Yozgat Belediyesi, tek yön verilen yollara araçlar ters yönden giremesin diye lastik patlatan yol kapanları yerleştirdiğinde eleştirmiştim.
Yozgat’a yakışmıyor demiştim.
Gerçekten görünüm olarak hoş durmuyor. Hele de bir yabancı gözüyle baktığınızda, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Fakat bu kapanlar ne zaman kaldırılsa, insanımızın yolu ters istikamette kullandıklarına şahit oluyorum.
Sürücüler yol kapanlarının olduğu sokak ve caddelerdeki tek yön kurallarına uyarken, bu kapanların olmadığı yerlerde tek yön tabelası dikkate bile alınmıyor.
Sakarya Caddesi buna güzel bir örnek.
Bir ara mahallelerdeki çöp konteynırlarının eksikliğini dile getirmiştim.
Yetersiz olan çöp konteynırlarının eksikliğinden şikâyet ediyoruz ama sonra da bakıyoruz ki; o çöp konteynırlarının içleri değil, etrafları çöple dolu.
Hepimiz böyle değiliz tabi ki.
Ülke genelinde bir buçuk milyondan fazla Yozgatlı var.
Sadece Ankara’da Yozgat il nüfusu kadar Yozgatlı yaşıyor.
Ankara Keçiören’de yaşayan bir Yozgatlı, çöpünü çöp konteynırının etrafına değil içine atıyordur. Zaten etrafa çöp saçmaya kalkarsa çevre sakinlerinden uyarı alır, hatta cezai işlem bile uygulanır.
Oysa Yozgat’ta da herkes çevresine sahip çıksa, ortak kullanım alanlarına zarar veren, kirleten insanlara tepkisini gösterse ne kadar güzel olur, değil mi?
Güzellik deyince, aklıma gurbetçilerimiz geldi!
Özellikle yaz aylarında yabancı plakalı araçları ile memleketlerine gelen gurbetçilerimiz…
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, yaşadıkları ülkelerin kurallarından bahsederken gözleri parlar. Oralarda ehliyet almak zordur. Trafik kuralları çok acımasızdır. Örneğin, bir yaya yola adım attığında trafik durur, araçlar yol verir, falan filan...
Yaşadığı ülkenin medeniyetiyle, kurallarıyla, yaşam standartlarıyla övünen gurbetçilerimizin birçoğu memleketlerine geldiklerinde trafik canavarı kesiliyorlar.
Yayaya yol vermeyi bırakın, birçoğu trafik ışığına bile riayet etmiyor.
Böylesine davranışlarda bulunup, sonra da “Yahu bu memleketten bir şey olmaz, bu lastik kapanları ne? Kaçıncı yüzyıldayız?” diye, sorgulamaya hakları yok bence.
“İğneyi kendine batır, çuvaldızı başkasına” demiş atalarımız.
Başkasına çuvaldız batırmakta üzerimize yok. Bu konuda tekerimize taş gelmiyor maşallah.
Ama aynaya bakmıyoruz.
Özeleştiri yapmıyoruz.
Velhasılıkelam; başkasına çuvaldız batırmak da üzerimize yok da o kendimize batırılacak iğnelerin esamesi okunmuyor hiç!..

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner88