19 Mayıs 2012 Cumartesi

Bir zamanlar nasıldık!

17 Şubat 2012, 09:52
Bu makale 62 kez okundu
Bir zamanlar nasıldık!
Harun Yozgat
Bir söze başlarlar hey gidi günler hey diye başlayoruz. Nerde o eski günler, nerde o eski bayramlar, nerde o eski ramazanlar vb sözlerle devam ediyoruz. O günleri neden özlüyoruz acaba?
O zamanlar Faziletliydik. Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan gözle bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi küçümsemezdik.
Bir zamanlar çok dürüsttük. Bir zamanlar Londra Ticaret Odasının en görünür yerinde şu anlamda bir tavsiye levhası asılıydı: “Türklerle alışveriş eden yanılmaz!” Ya şimdi!..
Bir zamanlar itibarlıydık!.. Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odasının toplantılarında oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışveriş yapmış olan tüccarların oyu iki sayılır, onun veya onların dedikleri olurdu.
Bir zamanlar çok temizdik! Yere bile tükürmezdik. Hatta yabancı biri bunu şöyle eleştiriyor: “Türkler hiç bir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar” Ya şimdi!..
Ta o zamanlardan çevreciydik! Kurak günlerde ücretle adamlar tutulup sokaktaki ağaçlar sulatılır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Hayvanları beslemek için vakıflar kurardık. Sahibi olmayan hayvanlar için ücretle insanlar yiyecek dağıtırlardı.
Medeni idik! 1740’larda İngiliz büyükelçiliği yapmış Sör James Porter, şunları söylüyor: “Gerek İstanbul’da gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiç bir tereddüde imkan bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır.”
Hırsızlık nedir bilmezdik... Fransız yazar Dr. Brayer 1830’ların İstanbul’unu şöyle anlatıyor: “Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkanların çoğunlukla umumi ahlaka itimaden açık bırakıldığı İstanbul’da her sene azami beş-altı hırsızlık olayı ancak görülür.” Bir başka yabancıda şöyle söylüyor: “Bu İstanbul’da dükkanlar namaz saatlerinde dükkanları açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ve Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinayet vakasız gün geçmez.”
Her halde geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya mal oldu vede olacak gibi görülüyor. Daha çok hey gidi eski günler diyecek gibiyiz.
Yahya Kemal Beyatlı’nın bir tesbitiyle bu yazıyı da noktalayalım: “Eski Türklerin bir dini hayatları vardı, dini hayatları olduğu için de çok şeyleri vardı; Yeni Türkler’in de dini hayatları olduğunda çok şeyleri olacak.”

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    E-GAZETE

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV